İçeriğe atla
Sebe' 42Cüz 22 · Sayfa 433

Sebe' Sûresi 42. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Felyevme lâ yemliku ba'dukum liba'din nef'an velâ darran venekûlu lilleżîne zalemû żûkû ‘ażâbe-nnâri-lletî kuntum bihâ tukeżżibûn(e)

İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, "Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın" deriz.

Sebe' Sûresi

İşte o gün yani (din günü) hiçbir nefis başka bir nefis için bir şey yapmaya malik değildir. Kahhar sıfatının tecelli ettiği bir günde kimsenin kimseye bir yararı olmaz. Çünkü herkesin sıfatları ve fiilleri ortadan kalktığı için hiç kimsenin bir karşılık ve vebal ödemeye gücü yetmez. “Limenil mülkül yevm lilâhi-l vâhidi-l kahhâr” Bu gün mülk kimindir” sorusu yöneltilir ancak cevap verecek kimse ortada kalmadığı için yine kendisi “ Vahid ve kahhâr olan Allah’ın’dır cevabını kendisi verecektir. Şu anda dahi aynı soruyu kendimize sorup bu beden mülkü kimindir? Sorusunu sorup Vahid ve kahhar olan Allah’a teslim edip aradan çıkmaktır.

Cenab-ı Hakk bu ayeti kerime ile gelecekteki din günü gelmeden bugünden kişnin kendi kıyametini koparıp o sahneye hazırlıklı olup ve ittikâ sahibi olması isteniyor.

Öyleyse sakının, ittika edin, öyle bir günden ki hiç, bir şey değiştirilemez, alınıp satılamaz ve orada hiçbir şefaatte kabul edilmez, tabii Allah’ın şefaat ettirdiği kimseler ayrı, onlardan hiçbir fidye alınmaz yani o gün insânlara ne bir yardım edecek ne şefaat edecek kimse vardır, o günden sakının, Cenâb-ı Hakk burada hayatınızı böyle sürdürün ve başınıza gelecek o hadiseler gelmeden sakının, yani gereği neyse bunun gereğini uygulayın demektedir. ÇHU


وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالُوا مَا هٰذَا اِلَّا رَجُلٌ يُرٖيدُ اَنْ يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَاؤُكُمْ وَقَالُوا مَا هٰذَا اِلَّا اِفْكٌ مُفْتَرًى وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ اِنْ هٰذَا اِلَّا سِحْرٌ مُبٖينٌ

34/43 Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin gâlû mâ hâzâ illâ raculuy yurîdu ey yesuddekum ammâ kâne yağbudu âbâukum, ve gâlû mâ hâzâ illâ ifkum mufterâ, ve gâlellezîne keferû lilhaggı lemmâ câehum in hâzâ illâ sıhrum mubîn.

Diyanet Meali: -

34/43 Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir yalandır" dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, "Bu, ancak apaçık bir büyüdür" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır:

34/43 Karşılarında açık beyyineler halinde âyetlerimiz tilâvet olunduğu zaman o zalimler: «bu başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı ma'budlardan men'etmek isteyen bir adam» dediler ve «bu (Kur'an) başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira» dediler ve o küfredenler hak kendilerine geldiği vakıt bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)