Vemâ liye lâ a'budu-lleżî fetaranî ve-ileyhi turce'ûn(e)
"Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."
"Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."
Bu ayet, Yâsîn Suresi'nin 22. ayeti olup, 'Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz.' anlamını taşır. Ayet, insanın yaratıcısına karşı sorumluluğunu ve nihai dönüşünü vurgulayan temel kavramlar etrafında şekillenmektedir. Özellikle 'kulluk etme', 'yaratma' ve 'dönüş' fiilleri, ayetin ana mesajını oluşturan semantik çekirdeği oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'abd' (kul) kelimesinin kökenini, zillet ve boyun eğme ile birlikte itaat etme olarak açıklar. 'İbadet' ise, en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu ile birlikte Allah'a yönelmek demektir. Ayetteki 'a'budu' ifadesi, yaratıcının yüceliği karşısında insanın tam bir teslimiyetle O'na kulluk etmesi gerektiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ubûdiyyet'i, kulun Allah'a karşı acizliğini ve muhtaçlığını idrak ederek O'na boyun eğmesi olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ a'budu' (ne diye kulluk etmeyeyim) sorusu, bu idrakin doğal bir sonucu olarak kulluğun gerekliliğini pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'abd' ve 'ibadet' kavramlarının Kur'an'daki merkeziyetini inceler. Ona göre 'ibadet', sadece ritüelistik eylemlerden ibaret olmayıp, aynı zamanda Allah'ın mutlak egemenliğini kabul etme ve O'na tam bir itaatle boyun eğme durumudur. Ayetteki kullanım, bu geniş anlam çerçevesinde, yaratıcıya karşı şükran ve teslimiyetin bir ifadesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fatara' fiilinin 'şeyi ilk defa yaratmak, icat etmek' anlamına geldiğini belirtir. Bu, daha önce bir örneği veya modeli olmaksızın yoktan var etme eylemidir. Ayetteki 'fatarani' (beni yarattı) ifadesi, insanın varoluşunun doğrudan Allah'ın benzersiz yaratma gücüne bağlı olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fatara' kelimesinin 'ibtedee' (başlattı, ilk defa yaptı) anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'fatarani', Allah'ın insanı başlangıçta, hiçbir şeye dayanmaksızın var ettiğini ve bu yaratılışın O'nun kudretinin bir delili olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fatr' kelimesini, bir şeyi yarmak ve açığa çıkarmak kökünden türeterek, Allah'ın yaratmasını 'yokluk perdesini yırtarak varlığı ortaya çıkarmak' olarak açıklar. 'Fatarani' ifadesi, Allah'ın insanı yoktan var etme ve ona varlık bahşetme eylemini, yani yaratılışın başlangıcını işaret eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'rücû'' kelimesinin 'geri dönmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'turce'ûne' (döndürüleceksiniz) ifadesi, ölümden sonraki dirilişi ve tüm insanların Allah'ın huzuruna geri döndürüleceğini, yani ahiret inancını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rücû'' fiilinin, bir yerden ayrıldıktan sonra tekrar oraya dönmek anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'ileyhi turce'ûne' (O'na döndürüleceksiniz) ifadesi, dünya hayatının bir sonu olduğunu ve herkesin nihayetinde yaratıcısına döneceğini, bu dönüşün bir hesaplaşma ve yargılama için olacağını ima eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rücû'' kavramının Kur'an'da genellikle ahiret bağlamında kullanıldığını ve ölümden sonraki diriliş ile Allah'ın huzuruna çıkışı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'turce'ûne' kelimesi, yaratılışın bir amacı olduğunu ve bu amacın, yaratıcıya dönüşle tamamlanacağını, dolayısıyla kulluğun sadece dünya ile sınırlı olmadığını gösterir.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Îmân kendine dönük eleştiri ile karşı tarafa uyarıda ve tavsiyede bulunuyor.
Niçin beni kendi hakikatim üzere var edene kulluk yapmayayım? Neticede hepimiz gene ona döndürüleceğiz.