İttebi'û men lâ yes-elukum ecran vehum muhtedûn(e)
"Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Hidâyeti bulmuş kimseler onlar, yâni Îsevîyyet
mertebesinde doğru yolu bulmuş olan kimseler diyerek Habib-i Neccar onlara tavsiyede bulunuyor. Demek ki Habib-i Neccar o mertebeyi idrâk etmiş ki onlara tavsiye edebiliyor, onların hakîkatlerini idrâk etmemiş olsa veya kendisinde ilhâmi bir hâl meydana gelmemiş olsa bu tavsiyede bulunamazdı. İki resûl ile başlayan İlâh-î faaliyet onu da meydana çıkartıyor.
Ve sizden bu ezeli davete ve ezeli kazancınıza karşılık bir ücrette taleb etmiyorlar. Eğer yapılan işe bir ücret tayini mümkün olsa idi kişinin bütün varlığını bir anda bağışlaması bile o ücretin yanında çok cüz-i bir şey kalırdı, bu ücretin karşılanması mümkün olmadığından kişilerin yük ve borç altında kalmamaları için Cenâb-ı Hakk’ın vehhab isminin faaliyete geçmesi ile bu iş ücrete tabi edilmemiştir. Çünkü karşılığını Hakk’ın gani isminden başka bir müessese bu yükü kaldıramaz. Onların ücretlerini ahrette Rahmân, Rahmaniyyetinden, Rahmaniyyet üzere halkedilen İnsân-ı Kâmile Z’at-î zuhuru olarak ödeyecektir. Eğer bu ücret şu veya bu şekilde burada alınsa idi âhirete bir şey kalmaz idi.
وَمَا لِي لَا أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
( Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn.)