İçeriğe atla
Yâsîn 20Cüz 22 · Sayfa 441

Yâsîn Sûresi 20. Âyet

يس

Sohbete sor

Vecâe min aksâ-lmedîneti raculun yes'â kâle yâ kavmi-ttebi'û-lmurselîn(e)

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

Yâsîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

resûllere tâbî olun!" dedi.”


Vücût şehrinin uzaklarına nefsi emmâre tarafında atılmış olan medeni bir er yâni bir mertebe gelen habercileri görünce kuvvet buldu ve onları desteklemek ve o şehre rahmet olmak için geldi ki o imândır.

Şehrin içinde yaşayanlar Kahhar, Cebbar hükmüyle yâni bedevi, vahşi bir hükümle yaşadıklarından dolayı o medeni er karşılığı olan imân onlara uygun gelmedi. Nefsi emmâre ve güçleri tarafından vücût şehrinin uzaklarına itilerek susturulmuş olan imân, gelen habercileri görünce gayrete geldi ve koşup çalışıp faaliyet göstermeye başladı.

Zâhiren tefsirlerde bu gelen kişi Habib-i Neccar olduğu yazılıdır. “Neccar” kelime mânâsı olarak marangoz anlamındadır. İşte bu yontucu, düzenleyici aynı zamanda “Habib” idi ki, işte bu imândır. Nefsi emmâre bu yontulmaya tahammül edemediği için onu da reddetti.

Mânâ âleminde bu anlatılanların daha ne kadar mânâlarının olduğunu Allah (c.c.) bilir, bu kadar ile de sınırlanamaz, hepsi indi ve zevkidir. Bu nedenle Kûr’ân-ı Kerîm’den her türlü şekilde istifâde etmemiz mümkündür. Sadece bir mertebeden Kûr’ân-ı Kerîm’i anlayarak bununla yetinirsek orada kalırız.

Bizim burada anlatmaya çalıştıklarımız aynı zamanda târikat-hakîkat arası bir yaşantıyı belirtmektedir.


اتَّبِعُوا مَنْ لا يَسْأَلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ

(İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn)

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)