İnnî iżen lefî dalâlin mubîn(in)
"O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
"Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."
Bu ayet, bir kişinin iman etmemesi durumunda kendisini apaçık bir sapıklık içinde bulacağını ifade etmektedir. Ayet, 'sapıklık' ve 'apaçık' kavramları üzerinden bu durumun ciddiyetini ve belirginliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dalâl' kelimesini 'haktan sapmak, doğru yoldan ayrılmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'dalâl-i mübîn' ifadesiyle, bu sapıklığın gizli veya şüpheli değil, herkesçe açıkça görülebilen bir durum olduğu vurgulanır. (el-Müfredât, s. 294)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'dalâl' kelimesinin mecazi anlamda 'şaşırmak, yolunu kaybetmek' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, imanı reddeden kişinin akıl ve mantık yolundan saparak hakikati görememe durumunu ifade eder. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 167)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dalâl' kavramını Kur'an'da 'doğru yoldan sapma, hakikatten uzaklaşma' olarak inceler. Bu ayetteki kullanımıyla, Allah'ın birliğini ve peygamberlerin mesajını reddetmenin getirdiği manevi ve ahlaki bir sapmayı işaret eder. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 220-222)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mübîn' kelimesini 'açıkça görünen, belirgin olan' şeklinde açıklar. Ayetteki 'dalâl-i mübîn' ifadesiyle, kişinin içinde bulunduğu sapıklığın gizlenemez, herkes tarafından anlaşılabilecek kadar net olduğunu belirtir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 370)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'beyân' kökünden gelen 'mübîn' kelimesinin 'açıklayan, açıklığa kavuşturan' ve 'açık, belli' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, sapıklığın kendisinin apaçık olduğunu, dolayısıyla inkar eden kişinin durumunun ne kadar vahim olduğunun herkesçe bilineceğini vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 317)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mübîn' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir şeyin açıklığını, netliğini ve belirginliğini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'dalâl' kelimesiyle birlikte kullanılarak, sapıklığın herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve aşikar olduğunu pekiştirir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 185)
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
إِنِّي آمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِ
( İnnî âmentu bi rabbikum fesmeûn. )