İnnî âmentu birabbikum fesme'ûn(i)
"Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
"Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."
Yâsîn Suresi'nin 25. ayeti, bir elçinin imanını ve bu imanın gereği olarak muhataplarından kendisini dinlemelerini talep etmesini ifade eder. Ayet, 'iman etme' ve 'dinleme' fiilleri üzerinden temel bir tebliğ ve kabul ilişkisini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'emn' (أمن) kökünü 'kalbin sükûnet bulması ve korkudan emin olması' olarak tanımlar. 'İman' (إيمان) ise, 'tasdik etmek ve güvenmek' anlamındadır. Ayetteki 'âmentü' (آمنتُ) ifadesi, elçinin kalben tasdik ettiğini, Allah'a güvendiğini ve O'nun Rabliğini kabul ettiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'güvenmek, emniyet içinde olmak ve tasdik etmek' olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, elçinin muhataplarına karşı Rablerine olan kesin inancını ve bu inancın getirdiği iç huzuru ifade eder, onları da bu imana davet edercesine bir güven beyanıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'iman' kelimesini 'tasdik' (تصديق) olarak açıklar. Ayetteki 'âmentü' ifadesi, elçinin Rabbinin varlığını, birliğini ve gönderdiği mesajı tereddütsüz bir şekilde tasdik ettiğini, yani 'doğruladığını' mecazi olarak anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rabb' kelimesinin 'terbiye eden, ıslah eden, sahip olan, efendi' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'Rabbiniz' ifadesi, muhatapların yaratıcısı, yöneticisi ve kendilerini terbiye eden gücün Allah olduğunu vurgular, elçinin imanının bu yüce varlığa yönelik olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Rabb' kelimesinin 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' gibi anlamları içerdiğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbiniz' ifadesi, elçinin iman ettiği varlığın, muhatapların tüm işlerini idare eden, onları besleyen ve eğiten mutlak güç olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rabb' kavramının Kur'an'da 'yaratıcı, besleyici, koruyucu ve hükümran' anlamlarını taşıdığını ve bu kavramın 'ilah' kavramıyla yakın ilişkili olduğunu açıklar. Ayetteki 'Rabbiniz' ifadesi, elçinin imanının sadece bir tanrıya değil, aynı zamanda muhatapların hayatlarını tamamen kuşatan, onlara hükmeden ve onları terbiye eden yüce bir varlığa olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'semâ'' (سمع) kelimesinin hem 'işitme duyusuyla algılama' hem de 'anlama ve kabul etme' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fesme'ûnî' (فاسمعونِ) ifadesi, elçinin sadece fiziksel olarak işitilmeyi değil, aynı zamanda sözlerinin anlaşılmasını, kabul edilmesini ve gereğinin yapılmasını talep ettiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'semâ'' fiilinin Kur'an'da bazen 'itaat etmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'fesme'ûnî' ifadesi, elçinin muhataplarından sadece sözlerini dinlemelerini değil, aynı zamanda bu sözlere itaat etmelerini ve imanına katılmalarını beklediğini ima eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'semâ'' fiilinin Kur'an'da 'kulak vermek, anlamak ve gereğini yapmak' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Ayetteki 'fesme'ûnî' ifadesi, elçinin kendi imanını beyan ettikten sonra, muhataplarından bu imana kulak vermelerini, onu anlamalarını ve nihayetinde kendilerinin de iman etmelerini beklediğini gösterir.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Her ne kadar bu tebliğ kendilerine yapıldı ise de onu dinlemediler ve Habib-i Neccar’ı öldürdüler yâni vücût mülkündeki şerr güçler hücum ederek imânı kendilerine göre zâhiren hükümsüz bıraktıklarını zannettiler.
قِيلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَ قَالَ يَالَيْتَ قَوْمى يَعْلَمُونَ
( Kîled hulil cennete, kâle yâ leyte kavmî ya’lemûn. )