İçeriğe atla
Yâsîn 47Cüz 23 · Sayfa 443

Yâsîn Sûresi 47. Âyet

يس

Sohbete sor

Ve-iżâ kîle lehum enfikû mimmâ razekakumu(A)llâhu kâle-lleżîne keferû lilleżîne âmenû enut'imu men lev yeşâu(A)llâhu et'amehu in entum illâ fî dalâlin mubîn(in)

Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.

Yâsîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bireysel benlik sahiplerinin ellerindekiler nefslerinin rızkıdır yâni bu rızıkları benliklerine mâlettiklerinden dolayı

bu rızk “benim rızkım” diyor. Sakınma sahipleri ise kolayca “bu rızık benim değil Rabb’imin rızkıdır” diyebiliyor. Ve bu durumda Allah’ın olan rızkı vermekte kolay oluyor, mü’minler bu nedenle kolayca infak edebiliyorlar çünkü Allah’ın rızkını veriyorlar. Verilen rızkı alan da Allah (c.c.) olduğuna göre Hakk hak olarak Hakk’a rızkını vermiş oluyor ve bu durumda hak sahibi hakkını almış oluyor.

Bu sistemin farkında olmayanlar “Allah’ın rızkından verin” hitâbı karşısında ellerinde olanı kendilerinin zannederek Allah’ın rızkı olmadığını zannına kapıldıkları için veremiyorlar.


وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنتُمْ صَادِقِينَ

( Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdikîn. )

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)