İçeriğe atla
Yâsîn 50Cüz 23 · Sayfa 443

Yâsîn Sûresi 50. Âyet

يس

Sohbete sor

Felâ yestatî'ûne tavsiyeten velâ ilâ ehlihim yerci'ûn(e)

Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Yâsîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu hüküm sakınma sahibi olmayan kimseler hakkındadır. Sakınma sahibi olanlar bunlardan hiçbir şekilde etkilenmezler. Çünkü bu hakîkatleri seyri süluk yolunda zâten yaşamışlar ve kıyâmetleri kopmuştur onların ve daha dünyâ hayatlarında bu işleri bitirmişlerdir, kıyâmet onlar hakkında tesir edici olmaz. Her bir peygamberin hayatının gerçeklerini idrâk ederek mertebeleri geçmek bu kıyâmetin zorluklarını aşama aşama aşmaktır. Nasıl ki Nûh (a.s.)’ın gemisine binenlere o bütün dünyâyı alt üst eden tufan zarar vermedi çünkü onlar o tufanın olduğu deryânın üzerine çıkmışlardı.

Fiziki mânâda kopacak olan kıyâmetin neticesinde oluşacak olan zorluklar onlara hiçbir şekilde tesir etmez.


Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.) Fütûhât-ı Mekkîyye'lerinin üç yüz altmış yedinci bölümünde göklerde İdrîs (a.s.) ile buluştuğu sırada sorduğu sorulardan birisi olarak buyururlar ki:

İdrîs (a.s.)'a dedim ki: “Kıyâmetin meydana gelmesine ne kaldı?” Buyurdu ki: “Ikterebe lin nâsi hisâbuhum ve hum fî gafletin mu’ridûne.” yâni “İnsânlar için hesap vakti yaklaştı. Ve onlar, gaflet içinde yüz çevirenlerdir.” (Enbiyâ, 21/1) “Onun yakın alâmetlerinden bir alâmeti bana târîf buyur” dedim. “Âdemin vücûdu kıyâmet alâmetlerindendir” buyurdu.


Bizler de hakîkati Âdemîyyeyi idrâk ettiğimizde ve Âdemi mânâ bizim vücût arzımıza ayak bastığında artık kıyâmet alâmeti başlamış oldu.

“Rabbın seninle idi sen nerede idin?” (57/4) sorusuna doğru cevap verilebilirsen ondan sonrası kolay geçecektir. Hakikatleri idrâk etmiş olanlar cevap olarak hemen “Ben ömür boyu onunla beraberdim” diyecekler.

Yavuz Sultan Selim, ömrünün son zamanlarında çok hasta bir halde seferden dönmekte iken, hastalığının iyice ilerlediği bir zamanda doktoru kendisine “Sultanım Hakk’a yaklaşma zamanınız gelmiştir” hitâbını nezâketle yaptıktan sonra hiddetlenerek, “Sen bizi nerede zannediyordun şimdiye kadar.” demiştir.

Efendimiz (s.a.v)’e peygamberlik görevinin verilmesiyle kıyâmet düğmesine basıldı, bizler şu anda bu süreci yaşıyoruz. Bu âlemler her an olmakta ve bozulmaktadır. Hakikati Muhammedîyye şu anda kemâlatını sürdürmektedir. Diğer ümmetlerden bizim üstünlüğümüz 7. gün olarak belirtilen bu süreci yaşamamızdır. Bir şeyin olması kemâle ermesi ve aslına dönmesi mutlak kemâlattır, diğer ümmetlerde bu asla dönüş yoktur, sadece ortada kalmışlık vardır.

Merteb-i Muhammedîyyet bu asla dönüş yâni bâtından gelip zâhire çıkan bu âlemlerin tekrar bâtın ismine dönmesidir.

Dönemeyecekleri ehilleri de dünyâda kaybettiklerinden dolayı bulamayacakları İlâh-î hakîkatlerdir.

Kıyâmet alâmetleri olarak belirtilen oluşumlar çıkmaya başladı belki bizler açık olarak göremiyoruz. Örneğin, Dabbetül arz deniliyor, yâni iki ayağı üzerinde debelenen varlıklar, şöyle bir bakalım, ne mânâdan ne maddeden haberi olmayan ellerinde içki, sigara ile müzik eşliğinde durmadan debelenen insânlar, Dabbetül arz’dan başka ne olabilir ki.