Ve eni-'budûnî(c) hâżâ sirâtun mustekîm(un)
(60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
"Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
Şeytana kulluk etmeyip yalnız Allah'a ibadet etme emrinin ahdi — sırât-ı müstakîm daveti.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Ahd, iki taraf arasındaki bağlayıcı sözdür. Allah'ın insanoğluna ahdi, fıtrata yerleştirilen tevhid mîsâkıdır — 'Elestü bi-Rabbiküm' (A'râf 172) sorusundaki sözleşme.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şeytân kelimesi 'şatana' (uzaklaştı) kökünden gelir. Rahmetten uzaklaşan ve insanı da uzaklaştırmaya çalışan varlıktır. Bir görüşe göre 'şâta' (yandı) kökündendir — ateşten yaratılmış olan.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kûr’ân-ı Kerîm’in içerisinde bulunan hakîkatleri idrâk ederek yaşantımızı sürdürmemiz bir bakıma Kûr’ân-ı Kerîm ile birlikte yaşamak ve kendi hayat süremizde onu yaşatmaktır. İnsân ile Kûr’ân-ı Kerîm ikiz kardeştir ve kardeşlerin en güzel halleri de birbirlerini anlayarak hayatlarını sürdürmeleridir çünkü birbirlerine ayna olmaktadırlar, ne insân yalnız başına ne de Kûr’ân-ı Kerîm yalnız başına, duvarlarda asılı olarak hiçbir şey ifâde etmezler. Kûr’ân, Kûr’ân’dır insânda insândır ancak faaliyete geçmeyen bir varlığın var sayılmasıda düşünülemez.
Bizler yaptığımız ibâdetler esnasında aklımızda, gönlümüzde Hakk’ın dışında bir muhabbetimiz var ise işte o yaptığımız ibâdet o anda, neyi düşünüyor isek ona olmaktadır. Belki niyetimiz hâlistir ve fiziken kıbleye de dönmüşüzdür ancak tatbikatta değerlendirme eksikliği olmaktadır bu durumda. Amele “sâlih” olarak niyet ederek ve fiziki olarak yönümüzü doğrultarak başlıyoruz fakat aklımız ve gönlümüzde ibâdet süresi içerisinde aynı
istîkâmette mi acaba, yoksa başka bir yerlerde mi? Eğer Hakk’ın dışında muhabbet ettiğimiz şeylerde geziyorsak o anda fiziken Hakk’ın huzurunda rûhen başka yerlerdeyiz demektir.
İşte Cenâb-ı Hakk (c.c.) bu Âyet-i Kerîme’de bunlara dikkât edin ve ibâdetlerinizin tümünü “Bana” yönelik yapın, diyor.
“Rabbine dön” (89/28) hitâbı gelmeden bizler kendimizi O’na döndürelim ki bu hitâp geldiğinde bizi zorlamasın. Rabbimizden ne kadar uzaklaşır isek dönüş dahi o kadar zorlaşmaktadır.