Elem a'hed ileykum yâ benî âdeme en lâ ta'budû-şşeytân(e)(s) innehu lekum ‘aduvvun mubîn(un)
(60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
"Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın diye ahd almadım mı? O apaçık düşmanınızdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Ahd, iki taraf arasındaki bağlayıcı sözdür. 'Elem a'had ilayküm' — size ahd vermedim mi, emretmedim mi? Bu, fıtrat misakıdır — ruhlar âleminde verilen ilk söz.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şeytan, 'şatane' (uzaklaştı) veya 'şâta' (yandı) kökündendir. Allah'ın rahmetinden uzaklaşan, gazabıyla yanan varlık. İnsana 'adüvvün mübîn' (apaçık düşman) olarak tanıtılır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Sırât-ı müstakîm, Fâtiha'dan Yâsîn'e uzanan Kur'ân'ın ana kavramıdır. Bu âyette 'Bana kulluk edin — bu, doğru yoldur' buyruluyor. Kulluk = doğru yol — ikisi aynıdır.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âdem (a.s.)’a daha cennetten inerken “Bâzınız bâzınıza düşman olarak inin” (2/36) diyerek bu hüküm bildirildi. Bizler hayâl ve vehim peşinde koştuğumuz sürece şeytana ibâdet etmekteyiz. Hayal ve vehimden kurtulmanın tek çaresi hakîkati ilâhîyyeyi gerçeği ile bilip tanımamızdır. Bu nedenle Âdem bahsini çok iyi bilmemiz gerekmektedir, şeytaniyyet insânda nasıl oluşmaktadır ve nasıl izâle ederek ondan kurtulabiliriz. Herbirerlerimiz saflaşarak Âdemiyetimizi bulalım ve temiz sayfalar haline gelelim ki o sayfalar üzerine Âyetler yazılsın. İlâh-î hakîkatler bizlere gerek Kûr’ân-ı Kerîm’den gerek hâdisi şeriflerden gerek sohbetlerden ve diğer kitâplardan gelsin ve bizde yeni sayfalar açılsın. Hayal ve vehim ile doldurduğumuz sayfalarımızda bu hakîkatleri alacak yer kalmıyor. Herbirerlerimiz bu hayâl ve vehim içerisinde ibâdetlerimizi yaptığımızda bunlar Rahmâniyyet hanesine ulaşamıyorlar çünkü aradaki bağlantı kopuyor.
Âdem kelimesinin ifâdesi nedir? Bu kelimenin ifâde ettiği makam ve mertebe nedir? işte bunları çok iyi bilmemiz gerekiyor ki, önümüzdeki yol açılsın ve bulunduğumuz yeri tespit edebilelim. Eğer Âdemi hakîkati idrâk edemez isek hayâli ve vehmi hakîkati de idrâk edemeyiz ve bir ömür boyu hayâl ve vehmin hükmü altında kalırız da farkında bile olmayız.
Âdem kelimesini oluşturan (Elif) (Dâl) (Mîm) harflerinin neler ifâde ettiğine bakarsak:
(Elif) harfi On üç noktadan oluşmaktadır. On iki nokta zâhir bir nokta bâtındır. Zâhir olan On iki nokta nefs mertebeleridir. A’maiyetten tecellinin sonu olan bu dünyâya kadar uzanan bir (Elif)tir bu. Harf olarak ifâde edilen (Elif) çizgisi bu sonsuz çizginin zuhur mahallidir yâni ilmi mânâda bize ulaşmasıdır, asli haliyle yazılması mümkün değildir.
(Dal) harfi delil mânâsınadır.
(Mîm) harfi ise hakîkati Muhammedîyye’nin Âdem mertebesindeki zuhurunun ifâdesidir. Hakikati
Muhammedîyye’nin bütün mertebelerde zuhuru vardır aksi halde âlemlere rahmet olamazdı sadece müslümanlara rahmet olurdu.
Yâni (Elif), (Dal), (Mîm) harfleri ahadîyyetin Hazreti Resûlullah’ta açığa çıkmış olduğunun delilidir. Ayrıca şekilleri itbariylede insân-ın namazdaki “kıyam, rükû ve secde” deki kulluk hakikatlerinin de delilidir. Gerçek Âdemiyet bu hakikatlerle yaşamaktır.
وَأَنِ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ
( Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm. )