Vemtâzû-lyevme eyyuhâ-lmucrimûn(e)
(Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.
Suçluların ayrılma emri — mücrimlerin mü'minlerden tefrik edilmesi.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): İmtiyâz, birbirinden ayrışmak, seçilmektir. Dünyada karışık yaşayan mü'min ve mücrim, ahirette kesin olarak ayrılır — artık karışma yok.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mücrim, 'cereme' (kesmek, günah işlemek) kökündendir. İlâhî bağı kesen, haktan kopan demektir. Kıyâmette onlara 'imtâzû' (ayrılın!) denilir — artık mü'minlerin arasına karışamazlar.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Ey mücrimler siz yukarıdaki Âyet-i Kerîme’de belirtilenleri bırakın bakalım, onlar kendi hallerinde yaşaya dursunlar çünkü mücrim olan ve bu cennet ehlinin hallerini görenler onların peşinden giderek aynı yere dahil olmaya çalışacaklardır ama Âyet-i Kerîme’nin hükmü o anda tahakkuk edecek ve onlara “siz bugün onlardan ayrılın” denilecek.
Dünya yaşantısında cennet ve cehennem ehli, nefs ve Allah ehli karışık halde birlikte yaşamaktadır, ahirette ise onlar kesin olarak ayrılacaklardır. Cehennem ehli bu cennete gidenler ile biz bir ömür boyu birlikte yaşadık ama şimdi cehennem ehliyiz, onların yaptıklarını bizler neden
yapmadık, imkânımız da vardı, gibi düşüncelerle kendilerini levm edeceklerdir.
Bu Âyet-i Kerîme ile açık olarak anlaşılyor ki, cennet ve cehennem ehilleri ahrette ayrılacaklardır. Celâli isimler cehenneme, Cemâli isimler ise cennete gideceklerdir. Zâten başka mahalde yoktur. Böylece, esmâ-i ilâhiyyenin dünyadaki bütünlüğü kalmayacaktır. İşte bu yüzden dünya çok büyük bir esmâ-i ilâhiye tecrübe sahasıdır. Cennette celâli isimler olmadığından, eğer bir kimse dünya da yaşamadan doğrudan cennete girmiş olsa idi celâli, esmâ-i ilâhiyyenin câhili olurdu. Ayrıca bir kimse gene dünya da yaşamadan cehenneme girseydi oda cemâli isimlerin câhili olurdu. Ve o zaman esmâ-i ilâhiyye de kemâl üzere olamazdı bu da gerçek bir Âdem olmasına mâni olurdu.
İşte bu yüzden dünyada ki yaşam bütün âlemlerdeki yaşamın, en değerlisi dir. Belki biraz zorlukları vardır ama bütün bulara değecek kadar değerlidir. İşte bu tecrübeyi kazandırmak için, Cenâb-ı Hakk, “Âdem” (a.s.) yer yüzüne indirmiştir. Ve ona bütün zıt isimleri öğretmiştir. İnsân-ı Kâmil, ve bütün Peygamber evliyaullah makamlarını burada kazanmışlar.
İşte bu yüzden cennette, celâli isimler hükümsüz kalmakta, cehennemde ise cemâli isimler hükümsüz kalmaktadır. Böylece tecelli ilâhiyye ikiye ayrılmış olacaktır.