Velen testatî'û en ta'dilû beyne-nnisâ-i velev harastum(s) felâ temîlû kulle-lmeyli feteżerûhâ kelmu'alleka(ti)(c) ve-in tuslihû vetettekû fe-inna(A)llâhe kâne ġafûran rahîmâ(n)
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Nisâ 129. ayet, çok eşlilik durumunda kadınlar arasında tam adaletin imkansızlığını vurgularken, kalbi bir tarafa tamamen meyletmekten sakınmayı ve adalete yaklaşma çabasını öğütler. Ayet, 'adl', 'meyl', 'mu'allaka', 'ıslah' ve 'takva' gibi temel kavramlar üzerinden hukuki, ahlaki ve psikolojik boyutları ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'adl' kelimesini 'eşitlik, denklik ve denge' olarak tanımlar. Ayetteki 'ta'dilû' fiili, özellikle sevgi ve ilgi gibi kalbi konularda tam bir eşitliğin beşerî olarak mümkün olmadığını, ancak adalete en yakın şekilde davranma çabasının gerekliliğini ifade eder. Bu, zahiri muamelede adaleti gözetmekle birlikte, kalbi meyilde tam bir denge kurmanın zorluğuna işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'adl' kelimesinin mecazi olarak 'doğru ve hakkaniyetli davranmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'len testa'tî'û en ta'dilû' ifadesi, mutlak adaletin imkansızlığını, ancak mümkün mertebe adalete yaklaşma gayretinin önemini vurgular. Burada kastedilen, maddi ve zahiri konularda adaletli davranmakla birlikte, kalbi meyilde tam bir denge kurmanın zorluğudur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'adl' kavramının Kur'an'da sadece hukuki bir eşitlik değil, aynı zamanda kozmik ve ahlaki bir dengeyi de ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, insanın iç dünyasındaki duygusal dengeyi kurma çabasının zorluğuna, ancak yine de bu dengeye ulaşmak için gayret göstermenin ahlaki bir sorumluluk olduğuna işaret eder. Tam eşitlik mümkün olmasa da, adaletsizliğe düşmekten sakınmak esastır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'meyl' kelimesini 'bir şeye doğru eğilmek, yönelmek' olarak açıklar. Ayetteki 'felâ temîlû kulle'l-meyl' ifadesi, kalbi ve duygusal olarak bir eşe tamamen yönelip diğerini ihmal etmenin yasaklandığını belirtir. Bu, tam adaletin sağlanamasa bile, adaletsizliğe yol açacak aşırı bir eğilimden kaçınmanın gerekliliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'meyl'i 'bir şeyden sapmak veya bir şeye doğru eğilmek' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, özellikle sevgi ve ilgi konusunda bir eşe aşırı derecede yönelerek diğer eşin haklarını ihlal etme durumunu ifade eder. Bu, adaletten sapma ve haksızlık yapma potansiyeli taşıyan bir davranıştır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'meyl'in burada 'kalbin bir tarafa tamamen yönelmesi' anlamına geldiğini belirtir. Ayet, bu tür bir aşırı eğilimin diğer eşi 'mu'allaka' (askıda kalmış) bir duruma düşüreceği uyarısında bulunur. Bu, sadece maddi değil, manevi ve duygusal adaletin de önemini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'mu'allaka' kelimesinin 'askıda kalmış, bağlanmış' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kocasının ilgisizliği veya ihmali nedeniyle ne tam bir evlilik hayatı yaşayabilen ne de boşanıp kendi yoluna gidebilen, hukuki ve sosyal olarak belirsiz bir durumda bırakılmış kadını ifade eder. Bu durum, kadına yapılan büyük bir haksızlıktır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mu'allaka'yı 'bir şeye asılı kalmış, ne tam olarak serbest ne de tam olarak bağlı' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, kocası tarafından ne tam olarak eş muamelesi gören ne de boşanma hakkı tanınan, adeta boşlukta bırakılmış kadını tasvir eder. Bu, eşler arasındaki adaletsizliğin en somut ve acı verici sonuçlarından biridir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mu'allaka' kavramının Kur'an'da kadının hukuki ve sosyal statüsünün belirsizliğini ifade ettiğini belirtir. Bu durum, erkeğin bir eşine aşırı meyletmesi sonucu diğer eşin haklarının ihlal edilmesiyle ortaya çıkar. Ayet, bu tür bir haksızlığın önlenmesi için uyarıda bulunur ve kadının onurunu korumayı amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ıslah' kelimesini 'fesadın zıddı, bir şeyi düzeltmek, iyileştirmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'in tuslihû' ifadesi, eşler arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan bozuklukları, adaletsizlikleri ve ihmalleri gidermek, durumu düzeltmek ve hakkaniyetli bir tutum sergilemek anlamına gelir. Bu, aktif bir çabayı ve iyi niyeti gerektirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ıslah'ın 'bir şeyin bozukluğunu gidermek ve onu doğru hale getirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda, eşler arasındaki ilişkilerde meydana gelen adaletsizlikleri ve ihmalleri düzelterek, her iki eşin de haklarını gözetmek ve aile içindeki huzuru sağlamak için gösterilen çabayı ifade eder. Bu, Allah'ın bağışlamasına ve merhametine vesile olacak bir davranıştır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'takva' kelimesini 'Allah'ın azabından korunmak için O'na itaat etmek' olarak açıklar. Ayetteki 've tettekû' ifadesi, eşler arasındaki ilişkilerde adaletsizlik yapmaktan, bir eşi ihmal etmekten ve Allah'ın koyduğu sınırları aşmaktan sakınmayı ifade eder. Bu, Allah'ın rızasını kazanma ve O'nun bağışlamasına nail olma yoludur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'takva'yı 'bir şeyi zararlı şeylerden korumak' olarak tanımlar ve dinî bağlamda 'nefsi günahlardan korumak' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'takva', özellikle çok eşlilik durumunda ortaya çıkabilecek adaletsizlik ve haksızlık gibi günahlardan sakınmayı, Allah'ın emirlerine riayet etmeyi ve O'nun sınırlarını aşmamayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'takva'nın Kur'an'da sadece bir korku değil, aynı zamanda Allah'a karşı duyulan derin bir saygı ve sorumluluk bilinci olduğunu vurgular. Bu ayetteki kullanımı, müminlerin eşler arasındaki ilişkilerde adaleti gözetme ve haksızlıktan kaçınma konusunda Allah'a karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini ifade eder. Bu, Allah'ın bağışlamasına ve merhametine ulaşmanın temel şartıdır.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(129) (Ve len testetî'u en ta'dilu beynen nisâi ve lev harastüm felâ temîlu küllelmeyli fetezeruha kelmuallekati, ve in tuslihu ve tetteku feinnAllahe kâne Ğafuren Rahîmâ;)
“Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”