Ve-in min ehli-lkitâbi illâ leyu/minenne bihi kable mevtih(i)(s) veyevme-lkiyâmeti yekûnu ‘aleyhim şehîdâ(n)
Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.
Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden önce ona (İsa'ya) iman etmiş olmasın. Kıyamet gününde o, onlara şahitlik edecektir.
Nisâ 159. ayet, Ehl-i Kitab'ın Hz. İsa'ya olan inancını ve onun kıyamet günündeki şahitliğini ele almaktadır. Ayet, özellikle 'iman', 'ölüm' ve 'şahitlik' kavramları üzerinden, ahiret inancının ve peygamberlerin konumunun önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (إيمان), emniyet (أمن) kökünden gelir ve kalbin tasdiki, güven duyması anlamına gelir. Ayetteki 'le-yü'minen' (لَيُؤْمِنَنَّ) ifadesi, Ehl-i Kitab'ın ölüm anında veya Hz. İsa'nın nüzulü sonrası ona kesin bir şekilde inanacağını, bu imanın bir tasdik ve teslimiyet olacağını belirtir. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 89)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İman, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a ve peygamberlerine tam bir güven ve teslimiyet halidir. Bu ayetteki iman, Ehl-i Kitab'ın Hz. İsa'nın gerçek peygamberliğini ve Allah'ın kulu olduğunu nihayetinde kabul etmeleri anlamındadır, bu da onların önceki yanlış inançlarından vazgeçmelerini gerektirir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165-167)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mevt (موت), hayatın zıddıdır ve ruhun bedenden ayrılmasıyla gerçekleşen durumu ifade eder. Ayetteki 'kabl-e mevtihî' (قَبْلَ مَوْتِهِۦ) ifadesi, Ehl-i Kitab'tan her bir ferdin kendi ölümü anında veya Hz. İsa'nın vefatından önce ona iman edeceğini gösterir. Bu, ölüm anında hakikatin açığa çıkmasıyla ilgili bir durumdur. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 125)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Mevt, canlılığın sona ermesi, hareket ve duygunun kesilmesidir. Ayetteki kullanımı, Ehl-i Kitab'ın ölüm döşeğinde veya can çekişme anında Hz. İsa'nın gerçekliğini idrak edip ona iman etmeleri anlamındadır. Bu, genellikle son nefeste hakikatin ortaya çıkışını ifade eder. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 450)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kıyamet (قيامة), 'kıyâm' (kalkmak, ayağa kalkmak) kökünden gelir. Ölülerin kabirlerinden kalkıp diriltileceği ve hesap için toplanacağı güne denir. Ayetteki 'yevmü'l-kıyâmeti' (يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ) ifadesi, bu büyük günün kesinliğini ve Hz. İsa'nın o gün şahit olarak bulunacağını vurgular. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 700)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kıyamet, insanların diriltilip Rablerinin huzurunda duracakları, amellerinin tartılacağı ve karşılığının verileceği gündür. Bu ayette, kıyamet günü Hz. İsa'nın, Ehl-i Kitab'ın kendisine dair yanlış inançları hakkında şahitlik edeceği bir zaman dilimi olarak zikredilir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 4, s. 335)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Şehîd (شهيد), hazır bulunan, gören ve tanıklık eden demektir. Ayetteki 'şehîden' (شَهِيدًا) ifadesi, Hz. İsa'nın kıyamet günü Ehl-i Kitab'ın kendisine atfettikleri ilahlık veya reddedişleri hakkında Allah'a karşı bir tanık olacağını, onların amellerine ve inançlarına şahitlik edeceğini belirtir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 135)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Şehîd, bir olaya bizzat şahit olan, onu gören ve hakkında bilgi sahibi olan kişidir. Hz. İsa'nın 'şehîd' olması, onun Ehl-i Kitab'ın kendisine yönelik iddialarını ve inançlarını en iyi bilen kişi olması hasebiyle, kıyamet günü bu konuda en doğru tanıklığı yapacak kişi olacağını ifade eder. (el-Külliyyât, s. 555)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Şehîd kelimesi, Kur'an'da hem tanık hem de şehit anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki bağlamda, Hz. İsa'nın Ehl-i Kitab'ın kendisine dair inançları ve tutumları hakkında Allah katında bir 'tanık' olarak bulunacağı, onların aleyhine veya lehine şahitlik edeceği anlamındadır. Bu şahitlik, ilahi adaletin tecellisinde önemli bir rol oynayacaktır. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 310)
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(159) (Ve in min ehlil Kitabi illâ le yu'minenne Bihi kable mevtihi, ve yevmel kıyameti yekûnu aleyhim şehîdâ;)
“Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden
önce ona (İsâ'ya) iman etmiş olmasın. Kıyamet gününde o, onlara şâhitlik edecektir.” Burada anlatılan imân zâhiri imân’dır.