İllâ tarîka cehenneme ḣâlidîne fîhâ ebedâ(en)(c) vekâne żâlike ‘ala(A)llâhi yesîrâ(n)
(Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Bu ise Allah'a çok kolaydır.
Onları ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu ise Allah'a çok kolaydır.
Nisâ 169. ayet, inkarcıların ve zalimlerin akıbetini, cehennemde ebedi kalışlarını ve bunun Allah için kolay olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, 'cehennem', 'ebediyet' ve 'kolaylık' gibi kavramlar üzerinden ilahi adalet ve kudretin bir tezahürünü sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cehennem, Kur'an'da kafirlerin ve günahkarların ahiretteki azap yurdu olarak zikredilir. İsfehânî'ye göre bu kelime, derin ve karanlık çukur anlamındaki 'cehenn' kökünden türemiş olup, ayetteki kullanımıyla azabın şiddetini ve derinliğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Cehennem'i 'azabın en şiddetli yeri' olarak tanımlar. Ayetteki 'tarîka cehenneme' ifadesi, mecazi olarak inkarcıların ve zalimlerin kaçınılmaz sonunu, yani azaba giden yolu temsil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Cehennem kavramının Kur'an'daki temel işlevinin, Allah'ın emirlerine karşı gelenlerin karşılaşacağı nihai cezayı sembolize etmek olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcılığın ve zulmün mutlak ve geri dönülmez sonucunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hulûd (خُلُود), bir şeyin uzun süre kalması veya ebediyen devam etmesi anlamına gelir. Ayetteki 'hâlidîne fîhâ' ifadesi, cehennem ehlinin azabının kesintiye uğramayacağını, sürekli ve sonsuz olacağını açıkça belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, hulûd kelimesinin 'beka' (kalıcılık) ve 'devamlılık' anlamlarını taşıdığını vurgular. Bu ayette, inkarcıların cehennemdeki ikametlerinin geçici değil, kalıcı ve ebedi olacağını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hulûd' kavramının Kur'an'da genellikle ahiret hayatının sonsuzluğunu ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Nisâ 169'daki kullanımı, cehennem azabının süresinin belirsiz değil, mutlak bir sonsuzluk olduğunu pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ebeden' kelimesinin 'sonsuzluk' ve 'kesintisizlik' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'hâlidîne fîhâ ebeden' ifadesi, cehennemde kalışın sadece uzun süreli değil, aynı zamanda zamanın ötesinde, mutlak bir sonsuzluk olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ebed' kelimesini 'zamanın nihayeti olmayan' olarak tanımlar. Bu ayetteki kullanımı, cehennemdeki azabın ve kalışın hiçbir zaman sona ermeyeceğini, mutlak bir devamlılık arz ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ebed' kavramının Kur'an'da ahiret hayatının en belirgin özelliklerinden biri olan sonsuzluğu ifade ettiğini belirtir. Nisâ 169'da 'hâlidîne' kelimesini pekiştirerek, cehennemdeki kalışın mutlak ve geri dönülmez bir sonsuzluk olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Yüsr (يُسْر), kolaylık ve rahatlık anlamına gelir. İsfehânî'ye göre, 'yesîr' kelimesi, bir işin yapılmasında hiçbir zorlukla karşılaşılmadığını ifade eder. Ayetteki 've kâne zâlike alellâhi yesîrâ' ifadesi, inkarcıları cehenneme sevk etmenin ve orada ebediyen bırakmanın Allah'ın kudreti karşısında son derece kolay olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yesîr' kelimesinin 'kolay' ve 'zahmetsiz' anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın kudretinin sınırsızlığını vurgulayarak, inkarcıların akıbetini belirlemenin ve gerçekleştirmesinin O'nun için hiçbir güçlük arz etmediğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yüsr' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretini ve işlerinin kolaylığını vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Nisâ 169'da, Allah'ın azap vaadini yerine getirmesinin O'nun için ne kadar basit bir eylem olduğunu gösterir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(169) (İllâ tarîka cehenneme halidîne fîhâ ebedâ* ve kâne zâlike alellahi yesîrâ;)
“Onları ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu ise Allah'a çok kolaydır.”