Vemen yaktul mu/minen mute'ammiden fecezâuhu cehennemu ḣâliden fîhâ veġadiba(A)llâhu ‘aleyhi vele'anehu vee'adde lehu ‘ażâben ‘azîmâ(n)
Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.
Nisâ 93. ayet, bir mümini kasten öldürmenin ağır sonuçlarını ve Allah'ın bu fiile karşı gazabını, lanetini ve hazırladığı büyük azabı vurgular. Ayet, cinayetin ahiretteki cezasını ve ilahi tepkiyi dilbilimsel olarak güçlü ifadelerle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'katl' kelimesini ruhu bedenden ayırmak olarak tanımlar ve bu ayetteki 'yaktul' fiilinin, bir müminin canına kasten kıyma eylemini ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda kasıtlı bir iradeyi de içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'katl' kelimesinin Kur'an'da hem gerçek anlamda öldürme hem de mecazi anlamda helak etme, yok etme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise 'yaktul' fiili, bir müminin hayatına son verme eylemini açıkça ve gerçek anlamda ifade etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'mü'min' kelimesini 'emn' kökünden türeterek, hem Allah'a güvenen hem de başkalarına güven veren kişi olarak açıklar. Bu ayetteki 'mü'minen' kelimesi, öldürülen kişinin iman sahibi bir birey olduğunu vurgulayarak, cinayetin ağırlığını artırmaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve 'mü'min'in sadece inanan değil, aynı zamanda Allah'a teslim olan ve O'nunla bir ahit içinde olan kişi olduğunu belirtir. Bu bağlamda 'mü'minen' kelimesi, öldürülen kişinin sadece bir insan değil, aynı zamanda ilahi bir bağa sahip kutsal bir varlık olduğunu ima eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'amd' kelimesinin bir şeyi bilerek ve isteyerek yapma anlamına geldiğini belirtir. 'Müteammiden' kelimesi, bu ayetteki cinayetin kasıtlı olduğunu, yani failin öldürme niyetiyle hareket ettiğini açıkça ortaya koyar ve bu durum, cezanın şiddetini belirleyen temel unsurdur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ta'ammud' kelimesinin bir işi bilerek ve iradeli bir şekilde yapmayı ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'müteammiden' kelimesi, öldürme fiilinin tesadüfi veya hataen değil, tam bir kasıt ve niyetle gerçekleştirildiğini vurgulayarak, fiilin ahlaki ve hukuki ağırlığını artırır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'cehennem' kelimesinin Kur'an'da ahiret azabının mekanı olarak kullanıldığını ve bu kelimenin derin bir çukur veya karanlık bir yer anlamına gelen 'cehnam'dan türediğini belirtir. Ayetteki 'cehennem' kelimesi, kasten mümin öldürenin nihai ve kalıcı cezasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'cehennem' kelimesinin Kur'an'da sıkça geçen ve azabın şiddetini, derinliğini ve kalıcılığını simgeleyen bir mekan olduğunu açıklar. Bu ayette 'cehennem' kelimesi, kasten mümin öldürme suçunun karşılığının ne denli büyük ve ebedi olduğunu vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'gadab' kelimesini, nefsin intikam alma isteğiyle kaynaması olarak tanımlar. Allah'a nispet edildiğinde ise bu, O'nun bir fiilden hoşnut olmaması ve o fiilin sahibini cezalandırma iradesi anlamına gelir. Ayetteki 'gadıballahu' ifadesi, mümin katiline karşı Allah'ın şiddetli bir hoşnutsuzluk ve ceza iradesi taşıdığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'gadab'ın Allah'a nispet edildiğinde, O'nun bir kuluna azap etme ve onu rahmetinden uzaklaştırma iradesi olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'gadıballahu aleyhi' ifadesi, kasten mümin öldürenin Allah'ın rahmetinden mahrum kalacağını ve ilahi azaba müstahak olacağını açıkça ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'lanet' kelimesinin Allah'tan geldiğinde rahmetten uzaklaştırma, insanlardan geldiğinde ise beddua anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'la'anehu' ifadesi, Allah'ın mümin katilini rahmetinden tamamen uzaklaştırdığını ve onu ilahi lütuftan mahrum bıraktığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'la'n' kelimesini uzaklaştırma ve kovma olarak tanımlar. Allah'tan gelen lanet, O'nun rahmetinden ve iyiliğinden uzaklaştırmasıdır. Bu ayetteki 'la'anehu' ifadesi, kasten mümin öldürenin sadece cehennemle değil, aynı zamanda Allah'ın rahmetinden ebediyen uzaklaştırılmasıyla da cezalandırılacağını belirtir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(93) (Ve men yaktül mu'minen müteammiden fecezauhu cehennemü hâliden fîha ve ğadıbAllahu
aleyhi ve leanehu ve eadde lehu azaben azîmâ;)
“Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.”