İnne-lleżîne teveffâhumu-lmelâ-iketu zâlimî enfusihim kâlû fîme kuntum(s) kâlû kunnâ mustad'afîne fî-l-ard(i)(c) kâlû elem tekun ardu(A)llâhi vâsi'aten fetuhâcirû fîhâ(c) feulâ-ike me/vâhum cehennem(u)(s) vesâet masîrâ(n)
Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(97) (İnnellezîne teveffahümül Melâiketü zalimî enfüsihim kâlu fîme küntüm* kâlu künnâ müstad'afîne fîl Ard* kâlu elem tekün Ardullahi vasiaten fe tühaciru fîha* feülâike me'vahüm cehennem* ve sâet mesîrâ;)
“Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, "Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. One kötü gidiş yeridir.”