Felemmâ raev be/senâ kâlû âmennâ bi(A)llâhi vahdehu ve kefernâ bimâ kunnâ bihi muşrikîn(e)
Azabımızı gördükleri zaman, "Yalnız Allah'a inandık; O'na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.
O zaman hışmımızı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler.
Bu ayet, müşriklerin azabı gördüklerinde Allah'a iman etme ve şirkten vazgeçme beyanlarını anlatmaktadır. Anahtar kavramlar, görme, azap, iman ve şirk koşma eylemleri etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 're'av' kelimesi, azabın dehşetini gözle görmenin ötesinde, onun kaçınılmazlığını ve gerçekliğini idrak etme anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 're'av' kelimesinin mecazi olarak 'bildiler, anladılar' anlamında kullanılabileceğini ifade eder. Burada azabın şiddetini sadece görmekle kalmayıp, onun sonuçlarını ve hakikatini kavramaları vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'be's' kelimesinin 'şiddet' ve 'azap' manalarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'be'senâ' ifadesi, Allah'ın kullarına yönelik şiddetli ve kaçınılmaz azabını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'be's' kelimesinin genellikle 'şiddetli sıkıntı, musibet ve azap' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, müşriklerin karşılaştığı ilahi cezanın dehşetini ve şiddetini anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'be's' kelimesinin 'güç, kuvvet, şiddet ve savaş' gibi anlamları içerdiğini belirtir. Ayetteki 'be'senâ' ifadesi, Allah'ın kudretinin tezahürü olan azabın şiddetini ve etkileyiciliğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'îmân' kelimesinin 'tasdik' ve 'emniyet' kökünden geldiğini, kalben tasdik ve güvenle birlikte olduğunu belirtir. Ayetteki 'âmennâ' ifadesi, azabı gördükten sonraki çaresiz bir tasdiki ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'îmân' kavramının Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a tam bir teslimiyet ve güveni ifade ettiğini vurgular. Ancak bu ayetteki 'âmennâ', azap karşısında gösterilen, samimiyetten uzak bir iman beyanı olarak yorumlanabilir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vahd' kelimesinin 'tek, biricik' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'vahdehû' ifadesi, Allah'ın şeriki olmadığını, ibadete layık tek varlık olduğunu açıkça ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vahid' kelimesinin 'tek, eşsiz' anlamında kullanıldığını ve Allah için kullanıldığında O'nun birliğini ve benzersizliğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'vahdehû', müşriklerin daha önce şirk koştukları varlıklardan vazgeçip Allah'ın birliğini ikrar etmelerini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şirk' kelimesinin 'ortaklık' anlamına geldiğini ve dinde Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'müşrikîn' ifadesi, azabı gördükten sonra vazgeçtikleri şirk eylemini ve bu eylemi gerçekleştirenleri tanımlar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şirk' kavramının Kur'an'ın temel kavramlarından biri olduğunu ve Allah'ın mutlak birliğine karşı çıkan her türlü inanç ve eylemi kapsadığını açıklar. Ayetteki 'müşrikîn', bu temel ilkeye karşı gelmiş olanları ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şirk' kelimesinin Kur'an'da Allah'ın zatında, sıfatlarında veya fiillerinde ortak koşmak anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'müşrikîn' ifadesi, bu ortak koşma eylemini gerçekleştirenlerin pişmanlığını ve vazgeçişini gösterir.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَانُهُمْ لَمَّا رَأَوْا بَأْسَنَا سُنَّتَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ فِي عِبَادِهِ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ {85}