Fe-immâ neżhebenne bike fe-innâ minhum muntakimûn(e)
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.
Zuhruf Suresi 41. ayet, Allah'ın peygamberini (s.a.v.) müşriklerin eziyetinden koruyacağını ve onlardan intikam alacağını veya vaat edilen azabı ona göstereceğini bildiren bir tehdit ve teselli ayetidir. Ayet, ilahi kudret ve adalet kavramlarını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ذهب' kelimesinin asıl anlamının bir yerden ayrılmak olduğunu belirtir. Ayetteki 'نَذْهَبَنَّ بِكَ' ifadesi, 'seni aramızdan alsak, vefat ettirsek' manasına gelir ki bu, peygamberin (s.a.v.) müşriklerin azabını görmeden önce vefat etmesi durumunda bile Allah'ın intikam alacağını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ذهب به' ifadesinin 'onu götürdü, onu yok etti' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın peygamberini (s.a.v.) müşriklerin arasından alıp vefat ettirmesi durumunda dahi, onlardan intikam alacağının bir mecazıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'نقم' kelimesinin bir şeyi çirkin görmek ve bu çirkinlikten dolayı cezalandırmak anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'مُنتَقِمُونَ' ifadesi, Allah'ın müşriklerin küfür ve zulümlerini çirkin görüp onlardan hak ettikleri cezayı alacağını, yani intikam alacağını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'نقم' kelimesinin bir kimseye yaptığı kötülükten dolayı ceza vermek, intikam almak manasına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanım, Allah'ın müşriklerin peygambere ve müminlere yaptıkları zulümlerden dolayı onlardan intikam alacağını, yani onları cezalandıracağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'intikam' kavramının, ilahi adaletin bir tecellisi olarak, haksızlığa uğrayanların hakkını alma ve zalimleri cezalandırma anlamı taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'مُنتَقِمُونَ' ifadesi, Allah'ın adaleti gereği, müşriklerin zulmüne karşılık vereceğini gösterir.
Zuhruf Sûresi
Âyet-i kerime zâti âyetlerdendir. Uluhiyet mertebesinden risalet mertebesine hitab etmektedir.
Âyet-i kerime sayısal değeri 43+41= 84 tür. 8+4= 12 dir. 12 ise Hakikat-i Muhammediyedir.
“nezhebenne bike” biz seni “bike” senin ile alıp götürürsek, seni senliğinden alaraa biz ile biz olarak alıp götürürsek Fenafillah mertebesi ile alıp Hakkikat-ı Muhammediye mirac etirirsek onlardan biz imtikam alırız.
Kişi kendi varlığında Fenafillah tan sonra Hakikat-ı Muhammedi mertebesine mirac edip ulaşırsa, varlığında bulunan nefsi emmare, hayal ve vehim kuvvetlerinden muntakim esmâsı intikam almış olur. Aslı olan olan Hakk’a vasıl olmuştur. (Murat Derûni) Muhyiddin Arabi hazretlerine göre Biz seni alıp götürsek ifadesi, "Hakikat-i Muhammediyye’nin maddî dünyadan çekilip ilâhî hüviyete dönüşü"nü simgeler.
"Nefs, ‘ölmeden evvel ölme’ makamında ‘biz seni alırız’ sırrına erer. Bu, ‘bekā billâh’a giden yoldur."[47]
"Allah, kulunu ‘biz’ diyerek kendi hüviyetine alır. Bu, nefsin ‘yokluk’ (adem) perdesinden ‘varlık’ (vücûd) hakikatine geçişidir."[48]
"İntikam, ‘nefsin hevâsının kahredilmesi’dir. Allah, kulunun nefsinden intikam alır ki, onu aslına (fıtrata) döndürsün."[49]
"Allah, ‘muntekim’ ismiyle nefsin putlarını kırar. Bu, bir rahmettir; zira nefs, ancak böyle terbiye olur."[50]
"Kul, ‘biz seni alırız’ sırrına erdiğinde, artık ondan ‘intikam’ alınmaz. Zira o, ‘fânî’ olmuştur. İntikam, ‘ben’ diyen nefstedir."[51]