Ve-innehu le'ilmun lissâ'ati felâ temterunne bihâ vettebi'ûn(i)(c) hâżâ sirâtun mustekîm(un)
Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.
Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.
Zuhruf Suresi'nin 61. ayeti, kıyamet saatinin kesinliğini vurgulayarak insanları şüphe etmekten men etmekte ve doğru yola uymaya çağırmaktadır. Ayet, 'ilim', 'saat', 'imtira' ve 'sırat-ı müstakim' gibi temel kavramlar üzerinden mesajını iletmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Bu ayette ise, Hz. İsa'nın kıyamet için bir alamet ve bilgi kaynağı olduğu, kıyametin vuku bulacağının kesin bir delili olduğu vurgulanmaktadır. (el-Müfredât, s. 582)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim, bir şeyin olduğu gibi bilinmesidir. Ayetteki 'ilim' kelimesi, kıyametin geleceğine dair şüpheye yer bırakmayan kesin bir bilgi ve alamet olarak tefsir edilmiştir. (el-Külliyyât, s. 656)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ilim' kavramı, genellikle Allah'tan gelen vahiy ve kesin bilgi anlamında kullanılır. Burada da kıyametin vuku bulacağına dair ilahi bir bildirim ve kesin bir delil olarak karşımıza çıkar. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Saat, kıyamet gününün adıdır. Bu ayette, Hz. İsa'nın kıyametin bir alameti olduğu ve kıyametin geleceğinin kesin olduğu belirtilmektedir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 409)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kur'an'da 'saat' kelimesi, genellikle kıyamet günü için mecazi olarak kullanılır. Burada da kıyametin vuku bulacağı zaman dilimini ifade etmektedir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 228)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): 'Saat' kelimesi, Kur'an'da belirli bir zaman dilimini ifade etmekle birlikte, özellikle kıyamet günü için kullanıldığında, onun aniden ve beklenmedik bir şekilde geleceğine işaret eder. Ayetteki kullanım da bu ani gelişi vurgular. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 312)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mery, bir şey hakkında şüpheye düşmek, tereddüt etmektir. Ayetteki 'temterunne' ifadesi, kıyametin geleceği hakkında hiçbir şüpheye mahal bırakılmaması gerektiğini kesin bir dille emretmektedir. (el-Müfredât, s. 747)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İmtira, bir şeyin doğruluğu hakkında şüpheye düşmek ve bu konuda tartışmaktır. Ayet, kıyametin kesinliği karşısında bu tür bir şüphe ve tartışmadan kaçınılmasını öğütler. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 297)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mery kökünden türeyen 'temterunne', bir konuda şüphe ve tereddüt içinde olmak, hatta bu şüpheyi dile getirmek anlamına gelir. Ayet, kıyamet konusunda bu tür bir tavrı yasaklar. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 5, s. 104)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tebaa, bir şeyin izini takip etmek, peşinden gitmektir. Ayetteki 'vettebi'ûnî' ifadesi, Allah'ın emirlerine ve Peygamber'in sünnetine uymayı, doğru yolu takip etmeyi emretmektedir. (el-Müfredât, s. 109)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İttiba, birinin yolunu benimsemek ve onun izinden gitmektir. Bu ayette, kıyamet gerçeği karşısında doğru yolu bulmak için Allah'ın ve Peygamber'in rehberliğine uyulması gerektiği vurgulanır. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 102)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ittiba' kavramı, genellikle Allah'ın vahyine ve peygamberlerin öğretilerine kayıtsız şartsız uymayı ifade eder. Burada da kıyamet gerçeği karşısında doğru yolu bulmak için bu ilahi rehberliğe tabi olmak gerektiği belirtilir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 210)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sırat, geniş ve açık yol demektir. Kur'an'da genellikle İslam dinini ve Allah'ın emrettiği doğru yolu ifade eder. Bu ayette de 'müstakim' sıfatıyla birlikte, şaşmaz ve dosdoğru olan ilahi yolu anlatır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 24)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sırat, geniş ve açık yol demektir. Kur'an'da genellikle Allah'ın dini, hak yol ve cennete götüren yol anlamında kullanılır. Ayetteki 'sırat-ı müstakim' ise, eğriliği olmayan, dosdoğru olan yolu ifade eder. (el-Müfredât, s. 473)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): 'Sırat' kelimesi, Kur'an'da hem maddi hem de manevi anlamda yol için kullanılır. Ancak 'müstakim' sıfatıyla birlikte kullanıldığında, Allah'ın belirlediği, şaşmaz ve kurtuluşa götüren tek doğru yolu ifade eder. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 301)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Müstakim, eğriliği olmayan, dosdoğru olandır. 'Sırat-ı müstakim' terkibi, mecazi olarak hak dini ve doğru yolu ifade eder. Bu ayette de Allah'ın emrettiği yolun sapasağlam ve doğru olduğu belirtilir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 20)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavm kökünden türeyen 'müstakim', eğriliği olmayan, dosdoğru olan demektir. 'Sırat-ı müstakim', Allah'ın emrettiği, hiçbir sapma ve eğriliği bulunmayan, insanı kurtuluşa ulaştıran yoldur. (el-Müfredât, s. 696)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İstikamet, bir şeyin doğru ve düzgün olmasıdır. 'Müstakim' kelimesi, burada 'sırat' kelimesini niteleyerek, Allah'ın yolunun hiçbir sapma ve yanlışlık içermediğini, tam anlamıyla doğru olduğunu ifade eder. (el-Külliyyât, s. 770)
Zuhruf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i Kerime İseviyet mertebesi âyetlerindendir.
“innehu” daki “hu” İsâ a.s. a işarettir. Meallerde ve tefsirlerde “le’ilmun lissâ’ati” ilim saati, kıyamet saati ve gökten iniş saati olarak verilmiştir. Buna kıyameten bahsederken kıyamet saati diye bahsedilmesi ve İsa (a.s.) miraçtan dönmesi ile kıyamet saatinin yaklaşmış olacağı bilgisi ile yapılması olasıdır.
İsa (a.s.) Hakikat-ı Muhammediyenin, İseviyet-Sıfât-Fenafillah mertebesin ilmini getirmiştir. Saat te “24” saat dilimi vardır. Sûre-i şerifte İseviyet mertebesi anlatımına Museviyet mertebesi anlatımıdan geçilmiş. Ve 53. Âyette “Altın Bilezik” ten bahsedilmişti. Altın ham olarak 24 ayardır. Ama bilezik altın ticaretinde 8, 14 ve 22 ayardan olur. Ve bilezikte genel tercih 22 ayar olmasıdır. “22” de saat içinde akşam “10” ın ifadesidir. Bu saat dilimide yazın akşam namazı saati ve kışın yatsı namazı saati içindedir. Bu da İseviyet ve Museviyet mertebeleri vakitleridir. İsâ (a.s.) Yahudi kavmi içinde gelmişti. Museviyet mertebesi ve devamı olan İseviyet mertebesini birlikte anlatmıştı.
“10” ise Fenafilah mertebesidir. Bu merteye gelenin saati Hakk’ta fani olarak hayali varlığının kıyametinin kopmasıdır. “Küllü nefsin zaikatü’l mevt” Her nefis ölümü tadıcır[79], idraki ile kıyametinin saatinin ilmine bilgisine sahip olmasıdır.
Kendi varlığında bulunan sıfât kuvvetlerine, artık Hakk’ın sıfâtlarını nefsi emmare istikametinde kullanmayı bırakıp, hakikat ilmi olan sırat-ı müstakime uyun diyerek nefsin istikametinde kullandığı esmâları artık Hakk’ın olduğunu idrak edin diyererek uyarmaktadır. (Murat Derûni)