İçeriğe atla
Zuhruf 69Cüz 25 · Sayfa 494

Zuhruf Sûresi 69. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Elleżîne âmenû bi-âyâtinâ vekânû muslimîn(e)

(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

Zuhruf Sûresi

Âyet-i kerime zât mertebesi âyetlerindendir.


Cebrail aleyhisselâm, Hz. Peygamber'in de aralarında bulunduğu bir sahabe' topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (a.s.)'in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise "Cibril hadîsi" adı verilmiştir.

Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir:

"Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hac etmendir." buyurdu. O zat: "Doğru söyledin." dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu."

"Bana imandan haber ver?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah'a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır." buyurdu. O zât yine: "Doğru söyledin." dedi. Bu sefer:

"Bana ihsandan haber ver?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): " Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni muhakkak görür." buyurdu. O zat:

"Bana kıyametten haber ver?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir." buyurdular. "O halde bana alâmetlerinden haber ver." dedi. Peygamber (s.a.s.):

"Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir." buyurdu. Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?" dedi. "Allah ve Rasûlü bilir." dedim.

"O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmişti." buyurdular. [89]

Bu konu hakkında (7) İslâm İslam-İman-İhsan-İkan ve (72) Îmân ve Îkân adlı kitaplarda gemiş bilgi ve araştırma vardır dileyenler oaraya bakabilir.

Allah (c.c.) bizin âyet işaretlerimize teslim olan kullarım diyere zatına teslim olan kullardan bahsetmekedir.

Hadisi şerifte görüldüğü gibi İslâm’ın mertebeleri vardır. Ayrı, ayrı dinler diye bir şey yoktur. İbrahim a.s., Musâ a.s, Hazret-i Muhammed (s.a.v.) Hz. İbrahim, “... Ben Müslümanların ilkiyim / ilk Müslümanım.” (Enam, 6/163) Hz. Musa, “Ben iman edenlerin / müminlerin ilkiyim.” (A'raf, 7/143)

“Ve havârilere; "Bana ve Resûl'üme îman edin." diye vahyettiğim zaman, onlar da "Îman ettik ve bizim müslüman olduğumuza şâhid ol." demişlerdi.” (MÂİDE 5/111) Hz. Muhammed (a.s.m) de, “Ben ilk Müslüman olmakla emrolundum.” (Zümer, 39/12) Bu âyetten İslâm’ın ayrı bir din ve diğer dinlerin de İslâm’dan ayrı bir din olmadıkları açıkça anlaşılıyor.

Müslüman, kendi varlığından temizlenerek Hakk’a teslim olmuş kimse demektir.

Her mertebenin teslim olmuş kulları şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebesinden teslim olmaktır.

Hakk’ın fiillerine, isimlerine, sıfatlarına ve zatına teslim olmaktır … (Murat Derûni)