İçeriğe atla
Câsiye 32Cüz 25 · Sayfa 501

Câsiye Sûresi 32. Âyet

الجاثية

Sohbete sor

Ve-iżâ kîle inne va'da(A)llâhi hakkun ve-ssâ'atu lâ raybe fîhâ kultum mâ nedrî mâ-ssâ'atu in nezunnu illâ zannen vemâ nahnu bimusteykinîn(e)

"Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.

Duhân Sûresi

Ey gece yürüyen kullarım sizi bilerek ilim ile âlemler üzerine üstün kıldık. Museviyet mertebesi “ilm’el yakın” mertebesidir ve üstünlüğü buradan gelmektedir. (M.D.) Eğer bu sadece beni İsrâîl’e verilmiş olsaydı eğer o 4500 sene evvel olup bitmiş olan hadisenin bugün zikredilmesine gerek yoktu, olsa bile o tarihi bir hadise olurdu.

Cenâb-ı Hakk’ın bu kavme verdiği o kadar büyük nimetler var ki, işte onlar Mûseviyyet ismi altında tarikat mertebesinde yaşayan kimseler, isterse bu hıristiyanlardan olsun ama hakikileri tabii ki, sadece bize ait değil, o nimetler öyle bir nimetler ki ben o nimetleri sizin üzerinize verdim yani tarikat mertebesinde yaşayan kimselerin üzerine verdim o nimetleri. Ben sizi âlemlerin üzerine yükselttim, âlemlerden kasıt o günkü Mâseviyyet mertebesi itibarıyla hangi âleme yükseltilmişse o âlemler ve onun altındaki âlemler yani şeriat mertebesinin üstüne yükselttim demek, Hakkikati Muhammedi âlemlerine de yükselttim demek değil, bütün âlemlerin üzerine yükselttim demesi Mûseviyet mertebesi itibarıyla geldiği için daha evvelki peygamberlerin mertebelerinden sizi üste çıkarttım demek yani şeriat mertebesinin üzerine çıkarttım demek burada, Muhammedi mertebesi daha burada yok ama bu hâl eski hâle göre çok büyük bir nimettir. “İz - -TB-”


وَآتَيْنَاهُم مِّنَ الْآيَاتِ مَا فِيهِ بَلَاء مُّبِينٌ {الدخان/33}

(44/33) “Ve âteynâhum mine-l-âyâti mâ fîhi belâun mubîn(un)”

(44/33) Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.