Vaḣtilâfi-lleyli ve-nnehâri vemâ enzela(A)llâhu mine-ssemâ-i min rizkin fe-ahyâ bihi-l-arda ba'de mevtihâ ve tasrîfi-rriyâhi âyâtun likavmin ya'kilûn(e)
Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.
Câsiye Suresi 5. ayet, Allah'ın kudretini ve birliğini gösteren kozmik işaretleri vurgular. Gece-gündüz değişimi, yağmurla yeryüzünün dirilmesi ve rüzgarların yönlendirilmesi gibi olgular, akıl sahipleri için derin anlamlar taşır ve tefekkür vesilesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'h-l-f' kökünü 'bir şeyin yerine geçmek, ardından gelmek' olarak açıklar. Ayetteki 'ihtilâf' ise, gece ve gündüzün birbirini takip ederek düzenli bir şekilde değişmesini, birinin diğerinin yerini almasını ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin ve evrendeki düzenin bir işaretidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ihtilâf' kelimesini 'birbirinin ardından gelmek' ve 'birbirinden farklı olmak' şeklinde yorumlar. Gece ve gündüzün ihtilafı, onların hem birbirini takip etmesini hem de karanlık ve aydınlık gibi zıt özelliklere sahip olmasını mecazi bir anlatımla ortaya koyar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'n-z-l' kökünün 'yukarıdan aşağıya inmek' anlamını vurgular. Ayetteki 'enzelallahu' ifadesi, Allah'ın kudretiyle gökten yağmuru indirmesini, bu yağmurun da yeryüzüne hayat veren bir rızık olmasını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'inzal' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir inişi değil, aynı zamanda ilahi bir lütfu ve bereketi de ifade ettiğini belirtir. Yağmurun indirilmesi, Allah'ın kullarına olan rızıklandırma ve yaşatma fiilinin somut bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'rızk'ı 'Allah'ın canlılara verdiği ve onlarla yaşamlarını sürdürdükleri şey' olarak tanımlar. Ayetteki 'min rızkin' ifadesi, gökten inen yağmurun sadece su değil, aynı zamanda yeryüzüne hayat veren ve canlıların geçimini sağlayan bir rızık olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rızk' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, maddi ve manevi tüm nimetleri kapsadığını belirtir. Bu ayette ise, yağmurun yeryüzünü diriltmesiyle ortaya çıkan bitkisel ve hayvansal ürünler başta olmak üzere, tüm geçim kaynaklarını ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'h-y-y' kökünü 'ölümden sonra diriltmek, canlandırmak' olarak açıklar. Ayetteki 'fe ahyâ bihi' ifadesi, yağmurun ölü toprağa hayat vererek bitkilerin yeşermesini ve yeryüzünün canlanmasını sağlamasını, bu fiilin Allah'a ait olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Halebî, 'ihyâ' fiilinin Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretini ve ahiretteki dirilişi hatırlatan bir metafor olarak kullanıldığını belirtir. Yeryüzünün yağmurla dirilmesi, Allah'ın ölüleri diriltme gücünün bir delilidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mevt' kelimesinin Kur'an'da sadece canlıların ölümü için değil, aynı zamanda cansız varlıkların işlevsiz hale gelmesi için de kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ba'de mevtihâ' ifadesi, yeryüzünün kuraklık sebebiyle bitki örtüsünden yoksun, verimsiz ve ölü gibi bir hal almasını anlatır.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'mevt' kavramının mecazi anlamlarına dikkat çeker. Yeryüzünün ölümü, onun canlılık ve verimlilik özelliğini kaybetmesi, adeta ruhsuz bir cisim haline gelmesidir. Yağmurla dirilmesi ise bu cansızlığın sona ermesi demektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 's-r-f' kökünü 'bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek, döndürmek' olarak açıklar. Ayetteki 'tasrîfi'l-riyâh' ifadesi, Allah'ın rüzgarları farklı yönlere, farklı hızlarda ve farklı amaçlarla (yağmur getirme, bulutları taşıma vb.) sevk etmesini, yani onları yönetmesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tasrîf' kelimesini 'rüzgarların farklı yönlerden esmesi ve farklı etkiler yaratması' şeklinde yorumlar. Bu, rüzgarların tekdüze olmayıp, Allah'ın iradesiyle çeşitli şekillerde hareket ettirilmesinin bir mecazıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'akl'ı 'bir şeyi bağlamak, tutmak' anlamından hareketle, 'bilgiyi tutan, idrak eden ve doğruyu yanlıştan ayıran güç' olarak tanımlar. Ayetteki 'ya'kılûn' ifadesi, bu kozmik işaretler üzerinde düşünen, akıl yürüten ve onlardan Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine dair dersler çıkaran kimseleri kasteder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'akl' kavramının Kur'an'da sadece entelektüel bir yetenek olmadığını, aynı zamanda doğruyu anlama, hikmetle hareket etme ve ilahi mesajı idrak etme kapasitesini de içerdiğini belirtir. 'Akleden kimseler', Allah'ın ayetlerini sadece görmekle kalmayıp, onların ardındaki derin anlamları kavrayanlardır.
Duhân Sûresi
رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ {الدخان/7}
(44/7) “Rabbi-ssemâvâti vel-ardi vemâ beynehumâ in kuntum mûkinîn(e)”
(44/7) Siz eğer kesin olarak inanıyorsanız, iyi bilin ki Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.