İnne-lleżîne kâlû rabbuna(A)llâhu śümme-stekâmû felâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)
"Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.
"Gerçekten Rabbimiz Allah'tır." deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
'Rabbimiz Allah'tır' deyip dosdoğru yolda sebat edenlere ne korku ne de hüzün olacağı müjdelenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): İstikâmet, doğru yolda dümdüz yürümek, sapmamak ve eğrilmemektir. İstif'âl vezninde olması, bu doğruluğun sürekli çaba ve irade gerektirdiğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): 'Rabbünallâhu sümme'stakâmû' ifadesinde 'sümme' (sonra) edatı, istikâmetin iman ikrarından sonra gelen ve onu tamamlayan fiili bir süreç olduğunu vurgular. İman tek başına yeterli değildir, ardından istikamet şarttır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Havf, gelecekte beklenen bir zarardan dolayı duyulan endişedir. 'Hüzn' ise geçmişte yaşanan bir kayıptan duyulan üzüntüdür. Ayette her ikisinin de nefyedilmesi, istikamet ehlinin hem geçmiş hem gelecek açısından mutlak güvende olduğunu bildirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn' kalıbının Kur'an'da müminlerin en yüksek mertebesi için kullanıldığına dikkat çeker. Bu, hem dünyevi hem uhrevî eminliktir.
Ahkâf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu ve bundan sonraki âyetin yorumununda Terzi Baba şu bilgileri vererek bizlerin de idrakini açmaktadır.
Dünya hayatlarında yaşadıkları süre içerisinde kendilerinde hâkim olan kavi ve güçlü bir anlayış ve irfaniyetle “Rabbunallâhu” (Rabb'imiz Allah'tır) dediler. Görüldüğü gibi burada "dediler" hükmü ile çokluktan bahsedilmektedir. Hâl böyle olunca bu hükmün altına birçok mertebede cennet ehli namzeti olanlar girmektedir. Bu hitaba muhatap olan kimselere ölüm hallerinde, müjde olarak veya daha henüz cennete girmediklerinden evvel, gene müjde olarak bu hitabın kendilerine bildirildiği anlaşılmaktadır.
“Rabb'imiz Allah'tır”, diyen birçok îman ehli gruplar
vardır. Bunların da Rab anlayışları farklıdır. Ancak
irfan ehlinin bu anlayışı Rabbu’l-erbab olan gerçek îkan
hakikatiyle anladıkları “Allah”tır. Bunlar da kendilerinde bütün esmâ-i ilâhiyeyi cem etmişler ve gerektiğinde hepsinin hakkını vermiş olanlardır.
“Summestekâmû” sonra bu anlayış üzerine evvela sırât-ı müstakim daha sonra sırâtullah üzerinde ve gerçek irfaniyetleri ile yol almış ve miraca doğru yükselme kaydetmişlerdir. Bu yükselme kaydedenlerin üzerine akın akın melekler iner. “Rabb'imiz Allah'tır” diyenlerin dostlarını da gök ehli olan melâike-i kiram'ın karşılamaları vardır.
Dünya hayatında hep Hakk üzere ve Hakk ile olduğunuzdan dolayı sakın ha korkmayın. Yapmış oldugunuz sâlih amellerin ve muhabbet-i ilâhiyyenizin boşa gideceğinden mahzun da olmayın.