Bu âyetlerde küfür ehlinin karakteristik özelliklerinden bahsetmektedir. Kendilerine apaçık ayetler okunduğu halde dinledikleri sözler üzerinde hiç düşünmeden hemen inkâr etmeleri ve bu hakikatleri sihir ve büyü diye nitelendirmeleri onların tavırlarını ortaya koymaktadır. Ne apaçık olan sözü ne de o sözde ifade edilen hakikati anlama cihetine gitmeden hemen inkâr ettiler. Hâlbuki âyetler üzerinde biraz düşünselerdi hakikate doğru yol alabilirlerdi.
Peygamberimize gelen âyetleri kabul etmeyenlerin ortaya attıkları iftiradan biri de Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır. Âyette, atılan bu iftiraya karşı cevap mahiyetinde bilgiler verilmektedir. Peygamberimiz “Kur'ân-ı dediğiniz gibi uydurmuş olsam bu durumda Allah'ın bana vereceği ceza konusunda ne ben ne de siz hiçbir şey yapamazsınız. Bu konu hakkında sizinle benim aramda Allah'ın şâhitliği vardır. Olan biten her şeyi Allah görmektedir. O, benim doğru söylediğime ve size tebliğde bulunduğuma, sizin de yalancı ve inkârcı olduğunuza şehadet eder.”
Âyet Allah'ın bağışlayıcı ve merhamet sahibi olduğunu belirten isimleriyle son bulmaktadır. Gafûr ve Rahîm. Bu isimlerle âyetin tamamlanmasındaki maksat (Allahu âlem) belki de hakikati inkâr edenlere son bir şans vermek içindir. Cahillik edip yaptığınız hatanızdan pişmanlık duyup ta Allah'a yönelip af dilerseniz Allah'ı Gafûr ve Rahîm olarak bulacaksınız denmektedir.
“Gafûr” ismiyle ilgili bir şiirinde Terzi Baba şunları söylemektedir:
GAFÛR' dur bağışlar yanlışları,
Örtülür suçun, dökersen yaşları,
Sende hoş gör düşen kardaşları,
Onları kaldıran GAFÛR'dur ancak.
(T.B.Necdet Divanı, s.20)