Fe-in ‘uśira ‘alâ ennehumâ-stehakkâ iśmen feâḣarani yekûmâni mekâmehumâ mine-lleżîne-stehakka ‘aleyhimu-l-evleyâni feyuksimâni bi(A)llâhi leşehâdetunâ ehakku min şehâdetihimâ vemâ-'tedeynâ innâ iżen lemine-zzâlimîn(e)
(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(107) (Fein usira alâ ennehümestehakka ismen feaharani yakumani mekamehüma minellezîneste-hakka aleyhimül evleyâni feyuksimâni billâhi leşehadetünâ ehakku min şehadetihimâ ve maâ'tedeynâ* innâ izen leminez zâlimîn;)
“Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve: "Bizim şâhitliğimiz, önceki iki kişinin şâhitliğinden daha
doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zâlimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler.”