Yevme teşakkaku-l-ardu ‘anhum sirâ'â(an)(c) żâlike haşrun ‘aleynâ yesîr(un)
O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.
O gün yer yarılır, insanlar kabirlerinden çabucak çıkarlar. İşte bu, sadece bize göre kolay bir toplanmadır.
Kâf Suresi 44. ayet, kıyamet gününde yerin yarılması ve ölülerin diriltilerek toplanması olayını tasvir eder. Ayet, bu olayın Allah için kolay olduğunu vurgulayarak, yeniden dirilişin kaçınılmazlığını ve ilahi kudreti dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şakk (شق) kelimesi, bir şeyi ikiye ayırmak, yarmak anlamına gelir. 'Teşakkuk' (تَشَقَّقُ) ise, bu eylemin kendiliğinden veya bir dış etkiyle gerçekleştiğini, yerin yarılıp içindekileri dışarı çıkarmasını ifade eder ki bu ayette kıyamet günündeki diriliş bağlamında kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu ayetteki 'teşakkuk' (تَشَقَّقُ) ifadesi, yerin ölüleri dışarı çıkarmak üzere açılması mecazını taşır. Yerin yarılması, dirilişin başlangıcı ve ölülerin kabirlerinden çıkışının bir alametidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şakk' kökünün Kur'an'daki kullanımının, genellikle bir şeyin bütünlüğünün bozulması ve yeni bir durumun ortaya çıkmasıyla ilgili olduğunu belirtir. Burada yerin yarılması, eski düzenin bozulup ahiret hayatının başlamasına işaret eden kozmik bir olaydır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): 'Sira' (سراع) kelimesi, 'serî' (سريع) kelimesinin çoğulu olup, hızlı ve aceleci bir şekilde hareket edenleri ifade eder. Ayette, yerin yarılmasıyla birlikte ölülerin kabirlerinden hızla çıkışını tasvir eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Sür'at' (سرعة), bir işi kısa zamanda bitirmek anlamına gelir. 'Sira' (سراع) ise, diriliş gününde insanların kabirlerinden hızla ve aceleyle çıkışını, sanki bir çağrıya koşarcasına hareket etmelerini anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 's-r-a' kökünün Kur'an'da genellikle ilahi emre veya çağrıya hızlıca icabet etme bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de diriliş çağrısına verilen hızlı tepkiyi vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): 'Haşr' (حشر), dağınık halde bulunan şeyleri bir araya getirmek, toplamak demektir. Ayette, kıyamet gününde bütün insanların diriltilerek belirli bir yerde toplanmasını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Haşr' (حشر), bir topluluğu bir yerden başka bir yere sevk etmek veya bir araya getirmek anlamına gelir. Bu ayetteki 'haşr', ahiret gününde tüm insanların hesap vermek üzere toplanmasını ifade eden temel bir kavramdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'haşr' kavramının Kur'an'da ahiret inancının merkezi unsurlarından biri olduğunu belirtir. Bu, sadece fiziksel bir toplama değil, aynı zamanda ilahi adalet için bir araya getirme eylemidir ve Allah'ın mutlak kudretini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): 'Yüsr' (يسر) kelimesi, kolaylık ve rahatlık anlamına gelir. 'Yesîr' (يسير) ise, kolay olan, zorluk içermeyen demektir. Ayette, tüm insanlığı diriltip toplamanın Allah için son derece kolay olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): 'Yüsr' (يسر), bir şeyin zorluğunun kalkması ve kolaylaşmasıdır. Allah için 'yesîr' (يسير) olması, O'nun kudretinin sınırsızlığını ve hiçbir şeyin O'na zor gelmediğini ifade eder. Bu, dirilişin kesinliğini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Yüsr' (يسر), kolaylık ve rahatlık demektir. 'Yesîr' (يسير) ise, bu kolaylığın sıfatıdır. Ayette, Allah'ın kudreti karşısında diriliş ve haşr işleminin hiçbir zorluk taşımadığını, aksine O'nun için çok basit bir eylem olduğunu belirtir.
Kâf Sûresi
نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ {ق/45}