İçeriğe atla
Hadîd 14Cüz 27 · Sayfa 539

Hadîd Sûresi 14. Âyet

الحديد

Sohbete sor

Yunâdûnehum elem nekun me'akum(s) kâlû belâ velâkinnekum fetentum enfusekum ve terabbastum vertebtum ve ġarratkumu-l-emâniyyu hattâ câe emru(A)llâhi ve ġarrakum bi(A)llâhi-lġarûr(u)

(Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

Hadîd Sûresi

(Ve tâ ki, em­rullahi/Allah'ın emri cae/geliverdi. Ve garur/çok aldatıcı (şeytan) billahi/Allah ile (Allah hakkında) sizi garre/aldattı.) Bu âyette de sonucunda iman edenler ile birlikte olduklarını söyleselerde Bakara sûresinin başlarındaki âyetlerde münafıkların halleri ve başlarına gelecekler belirtilmiştir.

(2/13-) Ve iza kıyle lehüm aminu kema amenenNasü, kalu enu'minu kema amenessüfehaü* elâ innehüm hümüssüfehaü ve lâkin lâ ya'lemun;

* Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi imân mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

Onlara gerçek imân ile imân edin denildiği zaman, şu basit insânlar gibi mi imân edelim diyerek imân ehlini küçük görürler, bu basit kimseler, köleler gibi mi imân edelim diye hakir görürler imân ehlini, yine uyanık olun, iyi bilin ki sefih olan, basit olan, zorda olan onlardır, haciz olan onlardır, ancak onlar bunu da bilmezler, kendilerinin değersiz olduklarını bilmezler.

(2/14) Ve iza lekulleziyne amenu kalu amenna* ve iza halev ilâ şeyatıynihim, kalu inna meaküm innema nahnü müstehziun;

* İmân edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.

Onlara imân edin denildiği zaman, imân ettik derler fakat kendi yandaşlarıyla karşılaştıkları zaman, “biz onlara imân ettik” dedik fakat biz yine sizinle beraberiz, biz onlarla imân ettik diyerek alay ediyoruz derler.

(2/15) Allahu yestehziu Bihim ve yemüddühüm fiy tuğyanihim ya'mehun;

* Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

Oysa Allah onlarla alay etmekte ve onlara bu isyanları içerisinde belirli bir süre müddet tanımakta Cenâb-ı Hakk onlara.

(2/16) Ülâikelleziyneşterevüd dalâlete Bilhüda* fema rabihat ticaretühüm ve ma kânu mühtediyn;

* İşte onlar, hidÂyete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

İşte o kimseler ki, bunlar dalâletle hidÂyeti satın aldılar yani hidÂyeti verdiler dalâleti satın aldılar, onların ticaretleri ne kötü bir ticaret oldu, onlar hidÂyeti de bulamadılar.

(2/17) Meselühüm kemeselillezistevkade naren, felemma edaet ma havlehu zehebAllahu Binurihim ve terakehüm fiy zulümatin la yübsırun;

* Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Onların misalleri, şuna benzer ki, bir ateş yanar yani bir aydınlık olur, etrafı aydınlatır, lamba yanar, yandığında etraflarını görürler fakat lamba söner bu sefer göremezler, Allah onların nurunu giderir, o lambayı kapatıverir onları karanlığa terkeder onlar göremezler, yollarını bulamazlar.

(2/18-) Summün bükmün umyün fehüm la yerciun;

* Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler onlar geriye de dönemezler, geldikleri yere dönemezler, bir yeride bulamazlar.[75] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)