İçeriğe atla
Hadîd 26Cüz 27 · Sayfa 541

Hadîd Sûresi 26. Âyet

الحديد

Sohbete sor

Ve lekad erselnâ nûhan ve-ibrâhîme ve ce'alnâ fî żurriyyetihimâ-nnubuvvete velkitâb(e)(s) feminhum muhted(in)(s) ve keśîrun minhum fâsikûn(e)

Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

Hadîd Sûresi

Âyet-i kerime zât mertebesi âyetlerindendir.


Nuh a.s. ve İbrahim a.s. ulu’l azm peygamberlerdendir.

Nûh (a.s.) kavmine uzun seneler nasîhat etti (وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَ) “vesteğ şevsiyab”, (71/7) onlar Nûh’u dinlememek için sırtlarında ki örtülerini ters döndürüp başlarını ve kulaklarını örterek, onu dinlemek istemediler. Nihâyet Nûh tufânı oldu kavmi suda boğuldu. “SU” (ilim)dir, aynı zamanda da (hayat)tır. Nûh (a.s.) vücûd gemisi ile kendi mertebesi îtibariyle ilim deryâsında yüzerek necât bulup rahat ve huzûra kavuştu. Kavmi ise, kendilerine âit olan hayatı, suya gark olarak bulduklarından dünyâdan “necât”ları suda gark olmaktır.

Nemrûd İbrâhîm’e çok eziyet etti ve sonunda ateşe attı. (يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ ) “ya naru küni berden ve selâmâ” (21/69) Cenâb-ı Hakk (c.c.) ateşe, “ey ateş soğu ve selâmette ol” dedi, bulunduğu yer gül bahçesi oldu. “Ateş” (Azamet)tir, böylece Nemrûd’un zâhir, bâtın azameti İbrâhîm’i yakamadı, çünkü üstünde “Hullet” esmâ-i ilâhîyyenin dostluk örtüsü ve kibriyası vardı. Böylece İbrâhîm de (a.s.) ateş’ten necât bulup rahat ve huzûra kavuşmuştur. “İZ- -T.B-” Kim varlığında bu mertebelere gelmiş ise hakikatte bu resül ve mertebelerin soyları olmaktadır. Bunu idrak edenler kurtuluşa ermiştir. İdrak edemeyip nefsi emmare yönüne gidenler ise kendilerini nefis tufanına bırakmış ve nefsi emmarenin ateşine atmışlardır. (M.D.)