İnne mâ tû'adûne leât(in)(s) vemâ entum bimu'cizîn(e)
Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.
Size vaad edilenler muhakkak gelecektir, siz, onun önüne geçemezsiniz.
En'âm 134. ayet, vaat edilenin kesinliğini ve insanın ilahi kudret karşısındaki acizliğini vurgular. Ayet, 'vaat edilmek' ve 'aciz bırakmak' fiilleri üzerinden kıyamet ve hesap gününün kaçınılmazlığını, Allah'ın iradesinin mutlaklığını dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vaat (الوعد), hayır veya şer ile ilgili bir haberin verilmesidir. Bu ayetteki 'tû'adûne' ifadesi, kıyamet, hesap ve ceza gibi Allah tarafından insanlara bildirilen, gerçekleşmesi kesin olan şeyleri ifade eder. Kelime, gelecekteki bir olayın kesinliğini ve kaçınılmazlığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu kelime, 'size vaat edilen' anlamında olup, Allah'ın insanlara ahirette karşılaşacakları durumlar hakkında verdiği haberleri kapsar. Ayetteki kullanımı, bu vaatlerin gerçekleşeceğine dair kesin bir ifade taşır ve mecazi bir anlamdan ziyade doğrudan bir bildirimi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'vaat' (va'd) kavramı, genellikle Allah'ın insanlara verdiği kesin sözleri ifade eder. Bu ayetteki 'tû'adûne' ise, özellikle kıyamet ve ahiret olayları gibi, Allah'ın gerçekleşeceğini bildirdiği ve insan iradesinin değiştiremeyeceği mutlak gerçeklikleri belirtir. Bu, ilahi iradenin mutlaklığını ve insanlığın bu vaatler karşısındaki konumunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kelime, 'gelmek' anlamına gelir ve burada 'kesinlikle gelecek' anlamında kullanılır. Ayetteki 'lâ-âtin' ifadesi, vaat edilen şeyin gerçekleşmesinin kaçınılmazlığını pekiştirir. Baştaki 'lâm' harfi, bu kesinliği vurgulayan bir te'kit edatıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İtyan (الإتيان), bir şeyin gelmesi veya ulaşmasıdır. 'Lâ-âtin' ifadesi, vaat edilenin zamanı geldiğinde mutlaka vuku bulacağını, hiçbir engelin onu durduramayacağını belirtir. Bu, sadece bir geliş değil, aynı zamanda bir gerçekleşme ve tamamlanma anlamı taşır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'ety' kökünden türeyen kelimeler, genellikle bir olayın veya durumun meydana gelmesini ifade eder. 'Lâ-âtin' formundaki kullanımı, bu gelişin veya gerçekleşmenin mutlak ve kesin olduğunu vurgular. Ayetteki bağlamda, Allah'ın vaatlerinin şüphesiz bir şekilde gerçekleşeceğini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Aciz (العجز), bir şeyi yapmaya güç yetirememektir. 'Bimu'cizîn' ifadesi, insanların Allah'ın kudretinden kaçamayacaklarını, O'nun iradesini engelleyemeyeceklerini belirtir. Bu, Allah'ın mutlak gücünü ve insanların O'nun karşısındaki sınırlı kapasitesini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İ'câz (الإعجاز), birini aciz bırakmak, onu geçmek demektir. Ayetteki 'bimuc'izîn' kelimesi, insanların Allah'ın takdir ettiği şeylerin gerçekleşmesini engelleyemeyeceklerini, O'nun kudretinden kaçıp kurtulamayacaklarını ifade eder. Bu, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve hiçbir varlığın O'nu aşamayacağını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Aciz, bir işi yapmaya gücü yetmemektir. 'Mu'ciz' ise, başkasını aciz bırakan demektir. Bu ayetteki 'bimuc'izîn' ifadesi, insanların Allah'ı aciz bırakamayacaklarını, yani O'nun iradesinin gerçekleşmesini engelleyemeyeceklerini ve O'nun hükmünden kaçamayacaklarını açıkça belirtir. Bu, ilahi kudretin sınırsızlığını ve insan acizliğini vurgulayan temel bir kavramdır.
En'âm Sûresi
“İnne mâ tû’adûne leât(in) vemâ entum bimu’cizîn(e)” Şüphesiz size va’dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz. (6/134)
Allah c.c. vaadinden dönmez, vaidinden döner denilmiştir. Kulun yararına olan vaadinden dönmez, kulu için zararlı olacak vaidinden, kulu rabbine adım atarsa döner.