Vehâżâ kitâbun enzelnâhu mubârakun fettebi'ûhu vettekû le'allekum turhamûn(e)
Bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
İşte bu (Kur'ân) da mübarek bir Kitap'tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah'tan korkun ki, size rahmet edilsin.
Bu ayet, Kur'an'ın ilahi menşeini, bereketini ve ona uymanın gerekliliğini vurgularken, takva ve rahmet kavramlarını da öne çıkarmaktadır. Ayet, Kitab'ın kutsallığına ve ona tabi olmanın önemine dikkat çekmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kitap (كتاب), yazmak (كَتَبَ) fiilinden türemiştir ve bir araya getirilmiş harfler ve kelimeler topluluğunu ifade eder. Ayetteki 'kitap' ifadesi, Allah'ın vahyini içeren, hükümlerini ve hidayetini barındıran Kur'an'ı kastetmektedir. Bu, sadece yazılı bir metin değil, aynı zamanda ilahi bir mesaj ve rehberdir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kitap (كتاب) burada, Allah'ın kullarına gönderdiği, içinde emir ve yasakların bulunduğu, okunması ve amel edilmesi gereken vahyedilmiş sözdür. Ayetteki 'Bu, indirdiğimiz Kitap'tır' ifadesi, Kur'an'ın ilahi kökenini ve muhataplarına yönelik bir hitap olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kitap' (kitāb) kavramı, sadece bir metin olmanın ötesinde, Allah'ın ezelî kelamını ve evrensel yasalarını içeren bir anlam taşır. Bu ayetteki kullanımı, Kur'an'ın ilahi bir belge, bir 'yazılı vahiy' olarak konumunu pekiştirir ve onun mutlak otoritesini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnzal (إنزال), bir şeyi yüksek bir yerden aşağıya indirmek anlamına gelir. Kur'an bağlamında ise, Allah'ın vahyini Cebrail aracılığıyla Peygamber'e ulaştırmasıdır. Ayetteki 'indirdiğimiz' (أنزلناه) ifadesi, Kur'an'ın beşerî bir ürün değil, doğrudan ilahi bir kaynak tarafından gönderildiğini açıkça belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nüzul (نزول) fiili, bir şeyin yukarıdan aşağıya doğru hareketini ifade eder. Kur'an'ın 'inzal' edilmesi, onun Allah katından geldiğini ve bu nedenle mutlak hakikat olduğunu gösterir. Bu, aynı zamanda Kur'an'ın kutsallığının ve otoritesinin temelini oluşturur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'inzal' kelimesi, Allah'ın kudret ve iradesiyle vahyini peygamberlere ulaştırmasını ifade eder. Bu ayetteki 'indirdiğimiz' ifadesi, Kur'an'ın ilahi bir lütuf ve rehberlik olduğunu, insan çabasının ürünü olmadığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Bereket (بركة), Allah'tan gelen ilahi hayır ve artıştır. 'Mübarek' (مبارك) ise, kendisinde bereket bulunan, hayrı ve faydası sürekli olan demektir. Ayette Kur'an'ın 'mübarek' olarak nitelendirilmesi, onun okunması, anlaşılması ve uygulanmasıyla hem dünya hem de ahiret için sayısız fayda ve hayır getireceğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Bereket (بركة), Allah'ın bir şeye bol hayır ve devamlılık vermesidir. Kur'an'ın 'mübarek' olması, onun hükümlerinin, öğütlerinin ve kıssalarının insanlık için bitmeyen bir hayır kaynağı olduğunu, her çağda ve her durumda geçerli ve faydalı olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mübarek (مبارك), kendisinde hayır ve bereket bulunan, faydası çok olan demektir. Kur'an'ın bu şekilde vasıflandırılması, onun insanlara doğru yolu gösteren, kalplere şifa veren ve hayatlarına düzen getiren eşsiz bir kaynak olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İttiba (إتباع), bir şeyin izinden gitmek, peşinden gelmek ve ona tabi olmak anlamına gelir. Ayetteki 'ona uyun' (فاتبعوه) emri, Kur'an'ın sadece okunup ezberlenmesi değil, aynı zamanda hükümlerinin hayata geçirilmesi, emirlerine uyulması ve yasaklarından kaçınılması gerektiğini ifade eder. Bu, Kur'an'ı bir yaşam rehberi olarak benimsemektir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İttiba (إتباع), bir şeyi takip etmek ve onun yolundan gitmektir. Kur'an'a ittiba etmek, onun getirdiği şeriata uymak, helallerini helal, haramlarını haram kabul etmek ve öğütleriyle amel etmektir. Bu, Kur'an'ın pratik hayattaki rolünü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ittiba' (ittibāʿ) kavramı, sadece fiziksel bir takip değil, aynı zamanda zihinsel ve ahlaki bir bağlılığı ifade eder. Ayetteki 'ona uyun' emri, müminlerin Kur'an'ın öğretilerini benimseyerek, onun ilkelerine göre yaşamalarını ve böylece doğru yolda kalmalarını sağlamayı amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takva (تقوى), bir şeyi korumak ve sakınmak anlamına gelir. Dini terim olarak ise, Allah'ın azabından sakınmak için emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Ayetteki 'sakının' (واتقوا) emri, Kur'an'a uymanın bir sonucu olarak Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi ve O'nun rızasını kazanmayı hedefler.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Takva (تقوى), Allah'ın emirlerine sarılmak ve yasaklarından uzak durmaktır. Bu ayetteki 'sakının' ifadesi, Kur'an'ın getirdiği hidayete uymamanın veya ona karşı gelmenin sonuçlarından korunmak için Allah'a karşı derin bir saygı ve korku beslemeyi gerektirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takva (taqwā) kavramı, Kur'an'da merkezi bir yer tutar ve Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi, O'nun emirlerine titizlikle uymayı ifade eder. Bu ayetteki 'sakının' emri, Kur'an'a uymanın ve onun bereketinden faydalanmanın temel şartı olarak takvayı öne çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet (رحمة), Allah'tan gelen lütuf, ihsan ve bağışlamadır. 'Merhamet olunasınız' (ترحمُونَ) ifadesi, Kur'an'a uymanın ve takvalı olmanın nihai sonucunun Allah'ın geniş rahmetine kavuşmak olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın kullarına olan şefkatini ve onlara iyilik dilemesini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rahmet (رحمة), Allah'ın kullarına yönelik lütfu ve ihsanıdır. Ayetteki 'merhamet olunasınız' ifadesi, Kur'an'ın rehberliğine uyan ve takva sahibi olan kimselerin, Allah'ın affına, mağfiretine ve cennetine nail olacaklarını müjdeler. Bu, ilahi bir vaattir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'rahmet' kelimesi, Allah'ın kullarına olan şefkatini, merhametini ve onlara bahşettiği nimetleri ifade eder. Bu ayetteki 'merhamet olunasınız' ifadesi, Kur'an'a uymanın ve takvalı olmanın, Allah'ın lütuf ve ihsanına erişmenin anahtarı olduğunu gösterir.
En'âm Sûresi
“Vehâzâ kitâbun enzelnâhu mubârakun fettebi’ûhu vettekû le’allekum turhamûn(e)” Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. (6/155)
Zât olan Kûr’ân, Ahadiyet mertebesinden indirilen ve insan ile buluşan mübare bir kitaptır. Bir an olsun hakk’ın varlığına unutarak karşı gelmekten çekininki rahmet-i rahimeye eresiniz.
أَن تَقُولُواْ إِنَّمَا أُنزِلَ الْكِتَابُ عَلَى طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِلِينَ {الأنعام/156}
“En tekûlû innemâ unzile-lkitâbu ‘alâ tâ-ifeteyni min kablinâ ve-in kunnâ ‘an dirâsetihim leġâfilîn(e)”
أَوْ تَقُولُواْ لَوْ أَنَّا أُنزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّا أَهْدَى مِنْهُمْ فَقَدْ جَاءكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِآيَاتِ اللّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِي الَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ آيَاتِنَا سُوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يَصْدِفُونَ {الأنعام/157}
“Ev tekûlû lev ennâ unzile ‘aleynâ-lkitâbu lekunnâ ehdâ minhum fekad câekum beyyinetun min rabbikum vehuden verahme(tun) femen azlemu mimmen keżżebe bi-âyâti(A)llâhi vesadefe ‘anhâ seneczî-lleżîne yasdifûne ‘an âyâtinâ sû-e-l’ażâbi bimâ kânû yasdifûn(e)”
“Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz, yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye bu Kur’an’ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. (6/156-157)
Bizden kasıt Muhammediyet mertebesi önce iki topluluk Museviyet ve İseviyet mertebeleridir. Bu mertebelere Tevrat ve incil indirilmiştir. Muhammediyet mertebesinede yine bu mertebeleri kapsayan Kûr’ân-Zât indirilmiştir.
هَلْ يَنظُرُونَ إِلاَّ أَن تَأْتِيهُمُ الْمَلآئِكَةُ أَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ لاَ يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا قُلِ انتَظِرُواْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ {الأنعام/158}
“Hel yenzurûne illâ en te/tiyehumu-lmelâ-iketu ev ye/tiye rabbuke ev ye/tiye ba’du âyâti rabbik(e) yevme ye/tî ba’du âyâti rabbike lâ yenfe’u nefsen îmânuhâ lem tekun âmenet min kablu ev kesebet fî îmânihâ hayrâ(an) kuli-ntazirû innâ muntazirûn(e)”