Rabbenâ lâ tec'alnâ fitneten lilleżîne keferû vaġfir lenâ rabbenâ(s) inneke ente-l'azîzu-lhakîm(u)
"Ey Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
"Rabbimiz! Bizi inkar edenler için bir fitne kılma, (onlara mağlub etme!) bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegane gâlib ve hikmet sahibi ancak sensin."
Bu ayet, müminlerin Allah'a yakarışını, inkarcılar karşısında bir imtihan vesilesi olmaktan korunma ve bağışlanma talebini ifade eder. Anahtar kavramlar, ilahi kudret ve hikmetin yanı sıra, imtihan ve inkâr olgularını dilbilimsel ve semantik derinlikleriyle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, terbiye etmek, bir şeyi kademe kademe kemale erdirmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'Rabbena' ifadesi, müminlerin Allah'a olan tam teslimiyetini ve O'nun terbiye ediciliğine sığınmasını gösterir. Bu, aynı zamanda Allah'ın yaratıcı, malik ve idare edici vasıflarını da içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rabb, malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve mürebbî anlamlarına gelir. Ayetteki 'Rabbena' nidası, Allah'ın kulları üzerindeki mutlak otoritesini ve onların O'na olan bağımlılığını vurgular. Bu bağlamda, Allah'tan yardım ve koruma dilemenin temelini oluşturur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ceale fiili, bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek veya bir şeyi bir şey olarak tayin etmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'lâ tec'alnâ' ifadesi, müminlerin, inkarcılar için bir fitne (imtihan veya alay konusu) olmaktan Allah'a sığınmasını ifade eder. Bu, Allah'tan kendilerini bu durumdan korumasını dilemektir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ceale, 'saymak, kabul etmek' veya 'dönüştürmek' anlamında mecazi olarak kullanılır. Ayetteki 'lâ tec'alnâ fitneten' ifadesi, 'bizi inkarcılar için bir imtihan sebebi kılma' veya 'bizi onların alay konusu yapma' anlamındadır. Bu, müminlerin zayıf düşerek inkarcılara cesaret vermemesi için bir duadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fitne kelimesi, altını ateşte eriterek saflığını anlamak gibi, bir şeyi denemek, sınamak anlamına gelir. Ayetteki 'fitneten lillezîne keferû' ifadesi, müminlerin zayıf düşerek veya mağlup olarak inkarcılar için bir imtihan vesilesi olmamasını, yani onların imanlarının zayıflığına delil gösterilmemesini veya onlara alay konusu olmamasını dilemektir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Fitne, Kur'an'da genellikle 'deneme, sınama, musibet' anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki bağlamda, müminlerin inkarcılar karşısında zayıf düşerek veya yenilerek onların imanını sarsacak bir duruma düşmemeleri için yapılan bir duadır. Bu, aynı zamanda inkarcıların müminlere karşı üstünlük taslamalarına yol açacak bir durumdan korunma talebidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Fitne, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; imtihan, sıkıntı, azap, sapıklık gibi anlamlara gelir. Bu ayetteki kullanımı, müminlerin inkarcılar tarafından hor görülmesine, alay edilmesine veya onların imanlarının zayıflığına delil olarak gösterilmesine yol açacak bir duruma düşmekten Allah'a sığınmayı ifade eder. Bu, müminlerin izzetini koruma arzusudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Küfr kelimesi, bir şeyi örtmek anlamına gelir. Şer'i anlamda ise, Allah'ın nimetlerini veya hakikati örtmek, inkar etmek demektir. Ayetteki 'lillezîne keferû' ifadesi, Allah'ın birliğini, peygamberliğini ve ahiret gününü inkar edenleri ifade eder. Bu kişiler, hakikati bilmelerine rağmen onu reddedenlerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Küfr, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve 'Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmek' veya 'hakikati inkar etmek' anlamlarına gelir. Bu ayette, 'inkar edenler' ifadesi, müminlerin karşıt kutbunu temsil eder ve onların müminler için bir imtihan vesilesi olmaması için dua edilmektedir. Bu, inkarın sadece bir ret değil, aynı zamanda bir düşmanlık ve karşıtlık hali olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Aziz kelimesi, 'galip gelmek, yenilmez olmak, güçlü olmak' anlamlarına gelir. Allah'ın 'el-Azîz' ismi, O'nun mutlak kudretini, hiçbir şeye muhtaç olmamasını ve her şeye galip gelmesini ifade eder. Ayetteki bu isim, müminlerin Allah'tan yardım dilerken O'nun sınırsız gücüne olan inançlarını pekiştirir ve O'nun kendilerini koruyabileceğine olan güvenlerini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Aziz, 'güçlü, şerefli, nadir bulunan' anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun kudretinin ve şerefinin eşsizliğini, hiçbir varlığın O'na karşı gelemeyeceğini ifade eder. Ayetteki 'İnneke ente'l-Azîz' ifadesi, Allah'ın mutlak gücüne vurgu yaparak, O'nun müminleri inkarcıların fitnesinden koruyabilecek yegane güç olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hakîm kelimesi, 'hikmet sahibi, her şeyi yerli yerince yapan, sağlam ve kusursuz iş yapan' anlamına gelir. Allah'ın 'el-Hakîm' ismi, O'nun tüm fiillerinin ve hükümlerinin mutlak bir hikmet ve adalet üzere olduğunu gösterir. Ayetteki bu isim, Allah'ın müminleri koruma ve bağışlama kararının da hikmetli bir temele dayandığını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Hakîm, 'hüküm veren, hikmet sahibi' demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyi en doğru ve en uygun şekilde yarattığını, yönettiğini ve hükmettiğini ifade eder. Ayette 'el-Azîz el-Hakîm' isimlerinin birlikte zikredilmesi, Allah'ın gücünün hikmetle birleştiğini, yani O'nun kudretini rastgele değil, tam bir bilgelikle kullandığını vurgular. Bu, müminlerin dualarının kabulünde ilahi hikmetin de rol oynadığını gösterir.
Mümtehine Sûresi
Âyet-i kerime Rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
“Rabbimiz” ifadesi ile öncelikle birimsel olan Rabbi Hassa ve daha sonra âlemlerin rabbi olan Allah (c.c.) yönelilmektedir. Nefsi emmarenin heva ve vehimi hakikati ilahiyyeyi tekrar örtüp gizleyip inkar etmesini bizim için fitne-sınama konusu yapma diye İbrâhîmiyet, tevhid-i ef’âl mertebesinden olan duası anlatılmaktadır. Yine bizim rabbimiz ile daha önce Hakikat-i Muhammediye mertebesinin ef’al mertebesinden örtüp gizlemenmesinin bağışlaması istenmektedir. İzzet ile bu işin ilm-i ledünü O’nun eliyledir. (M.D.)