Ve-iżâ kîle lehum te'âlev yestaġfir lekum rasûlu(A)llâhi levvev ruûsehum ve raeytehum yesuddûne vehum mustekbirûn(e)
O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Onlara: "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için mağfiret dilesin." denildiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
Bu ayet, münafıkların Allah Resulü'nün mağfiret dileme davetine karşı gösterdikleri kibirli ve yüz çevirici tavrı dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'istiğfar', 'tevliye' ve 'istikbar' kavramları üzerinden münafıkların psikolojik ve ahlaki durumları vurgulanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İstiğfar, günahların örtülmesini ve affedilmesini istemektir. Ayetteki bağlamda, münafıkların günahlarının Allah tarafından bağışlanması için Peygamber'in dua etmesi istenmektedir, ancak onlar bu daveti reddederler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İstiğfar, Kur'an'da Allah'tan af dileme eylemini ifade eder ve genellikle tevbe ile birlikte anılır. Bu ayette, Peygamber'in istiğfarı, münafıklar için bir kurtuluş yolu olarak sunulmuş, ancak onların kibirleri buna engel olmuştur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Levv, bir şeyi bükmek, eğmek veya çevirmek anlamına gelir. Ayetteki 'levvev ru'ûsehum' ifadesi, münafıkların davete karşı isteksizliklerini ve kibirlerini göstermek için başlarını çevirmelerini, yani daveti reddetmelerini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu ifade, mecazi olarak bir daveti veya öğüdü kabul etmemek, ondan yüz çevirmek anlamında kullanılır. Münafıklar, Peygamber'in davetine karşı fiziksel olarak başlarını çevirerek, manevi olarak da davetten uzak durduklarını göstermişlerdir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Levv fiili, bir şeyi döndürmek, çevirmek anlamındadır. Ayetteki kullanımı, münafıkların Peygamber'in davetine karşı gösterdikleri küçümseyici ve reddedici tavrı, başlarını çevirme eylemiyle somutlaştırmaktadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sadd, bir şeyden yüz çevirmek, uzaklaşmak veya birini bir şeyden alıkoymak anlamına gelir. Ayette, münafıkların Peygamber'in davetinden yüz çevirmeleri ve ondan uzaklaşmaları kastedilmektedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sadd, hem kendisi bir şeyden yüz çevirmek hem de başkalarını engellemek anlamlarına gelir. Ayetteki 'yessuddûne' ifadesi, münafıkların sadece kendilerinin davetten kaçınmakla kalmayıp, aynı zamanda başkalarını da bu davetten alıkoyma eğiliminde olduklarını ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kibir, kişinin kendini başkalarından üstün görmesi ve hakkı kabul etmemesidir. Müstekbir, bu sıfatı taşıyan kişidir. Ayette, münafıkların Peygamber'in davetini reddetmelerinin temelinde yatan ahlaki bozukluk olan kibirleri vurgulanmaktadır.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İstikbar, kişinin kendini büyük görmesi, başkalarına karşı üstünlük taslamasıdır. Ayetteki 'müstekbirûn' kelimesi, münafıkların Peygamber'in şahsına ve getirdiği mesaja karşı takındıkları küçümseyici ve kibirli tavrı açıkça ortaya koymaktadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İstikbar, Kur'an'da genellikle hakka karşı direniş ve Allah'ın ayetlerini reddetme bağlamında kullanılır. Münafıkların bu ayetteki tavrı, onların içsel kibirlerinin dışa vurumu olarak Peygamber'in davetini küçümsemeleri şeklinde tezahür etmiştir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.