Ve etî'û(A)llâhe ve etî'û-rrasûl(e)(c) fe-in tevelleytum fe-innemâ ‘alâ rasûlinâ-lbelâġu-lmubîn(u)
Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.
Bu ayet, Allah'a ve Resûl'e itaatin önemini vurgularken, itaatsizlik durumunda peygamberin görevinin sadece apaçık tebliğ olduğunu belirtir. Anahtar kavramlar, itaatin mahiyetini ve peygamberlik misyonunun sınırlarını dilbilimsel ve semantik açıdan aydınlatmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İtaat (طاعة), bir emre isteyerek ve gönüllü olarak uymak, boyun eğmektir. Ayetteki 'أَطِيعُوا۟' emri, müminlere Allah'ın ve Resûl'ün hükümlerine tam bir teslimiyetle riayet etmelerini emretmektedir. Bu, sadece zahiri bir uyum değil, aynı zamanda kalbi bir rızayı da içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İtaat, emredilen şeyi yerine getirmek ve yasaklanan şeyden kaçınmaktır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın ve Resûl'ün şeriatına uygun hareket etmenin, müminler için dini bir vecibe olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu, sadece bir emir değil, aynı zamanda bir teslimiyet halidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İtaat kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak otoritesine ve peygamberin bu otoritenin temsilcisi olarak taşıdığı mesaja kayıtsız şartsız boyun eğmeyi ifade eder. Ayetteki 'أَطِيعُوا۟' emri, müminlerin Allah'a ve Resûl'e karşı sergilemeleri gereken tam bir bağlılık ve teslimiyet tutumunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Tevelli (تولي), bir şeyden yüz çevirmek, ondan uzaklaşmak anlamına gelir. Ayetteki 'فَإِن تَوَلَّيْتُمْ' ifadesi, Allah'ın ve Resûl'ün emirlerine karşı gelme, onlardan yüz çevirme durumunu anlatır. Bu, itaatin zıddı olan bir tutumdur ve sorumluluktan kaçınmayı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Tevelli, bir şeyden dönmek ve onu terk etmektir. Ayetteki bağlamda, Allah'a ve Resûl'e itaatten yüz çevirmek, onların çağrısına icabet etmemek anlamındadır. Bu, bir nevi reddediş ve karşı çıkıştır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Tevelli, bir şeyden yüz çevirip arkasını dönmektir. Ayetteki 'تَوَلَّيْتُمْ' ifadesi, müminlerin Allah'ın ve Resûl'ün çağrısına sırt çevirmesi, yani itaatten imtina etmesi durumunu tasvir eder. Bu, dini yükümlülüklerden kaçınma ve sorumluluğu reddetme anlamına gelir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Belâğ (بلاغ), bir şeyi hedefine ulaştırmak, bir mesajı iletmektir. Ayetteki 'ٱلْبَلَـٰغُ' kelimesi, peygamberin görevinin, Allah'ın vahyini insanlara eksiksiz ve anlaşılır bir biçimde tebliğ etmek olduğunu ifade eder. Bu, peygamberin sorumluluğunun sınırını da belirler.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Belâğ, bir haberi veya mesajı ulaştırmak, tebliğ etmektir. Ayetteki 'ٱلْبَلَـٰغُ' ifadesi, peygamberin risalet görevini, yani Allah'ın emir ve yasaklarını insanlara duyurma vazifesini vurgular. Bu, peygamberin sadece bir aracı olduğunu ve zorlayıcı olmadığını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Belâğ, bir mesajın veya bilginin muhatabına tam ve doğru bir şekilde iletilmesidir. Ayetteki 'ٱلْبَلَـٰغُ' kavramı, peygamberin görevinin sadece ilahi mesajı insanlara ulaştırmakla sınırlı olduğunu, onların hidayetinden sorumlu olmadığını açıkça ortaya koyar. Tebliğ, zorlama içermez.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mübîn (مبين), açık, belli, açıklayıcı anlamına gelir. Ayetteki 'ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ' ifadesi, peygamberin tebliğinin sadece bir ulaştırma değil, aynı zamanda açık ve anlaşılır bir şekilde yapılması gerektiğini vurgular. Bu, mesajın muhataplar tarafından kolayca idrak edilebilmesini sağlar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Mübîn, açıklayan, beyan eden demektir. Ayetteki 'ٱلْمُبِينُ' kelimesi, peygamberin tebliğinin, hiçbir kapalılık veya belirsizlik içermeden, hakikati apaçık ortaya koyacak nitelikte olduğunu belirtir. Bu, tebliğin etkinliğini ve anlaşılırlığını pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mübîn kavramı, Kur'an'da genellikle hakikatin netliğini ve açıklığını ifade etmek için kullanılır. Ayetteki 'ٱلْمُبِينُ' sıfatı, peygamberin tebliğinin, ilahi mesajın tüm yönlerini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu, böylece insanların doğru yolu seçme konusunda hiçbir mazeretlerinin kalmadığını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.