Elem ye/tikum nebeu-lleżîne keferû min kablu feżâkû vebâle emrihim ve lehum ‘ażâbun elîm(un)
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Önceden inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? (Onlar) işlerinin vebalini tattılar ve onlar için acı bir azap vardır.
Bu ayet, geçmiş ümmetlerin inkarlarının ve bunun sonucunda tattıkları azabın haberini sorarak, inkarın kaçınılmaz ve acı sonuçlarına dikkat çekmektedir. Ayet, 'haber', 'inkar', 'tatmak', 'vebal' ve 'azap' gibi kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nebe', 'haber'den daha özeldir; büyük ve faydalı haber için kullanılır. Bu ayette, geçmiş kavimlerin inkar ve helak haberleri gibi önemli ve ibret verici bir olayı ifade eder. (s. 467)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nebe', 'haber'den daha kapsamlı ve önemlidir. Ayetteki kullanımı, geçmiş ümmetlerin akıbetine dair kesin ve ibretlik bir bilgiyi, yani Allah'ın onlara uyguladığı cezayı ve bunun nedenini içerir. (s. 921)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Küfrün aslı örtmektir. Burada ise Allah'ın birliğini ve peygamberlerini inkar etme, hakikati örtme anlamında kullanılmıştır. Geçmiş kavimlerin Allah'ın ayetlerini ve elçilerini reddetmelerini ifade eder. (s. 40)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kafir kelimesi, Kur'an'da genellikle Allah'ın varlığını, birliğini, peygamberlerini ve vahyini reddeden kişiyi ifade eder. Bu ayette, geçmişte yaşamış ve Allah'ın mesajını inkar etmiş toplulukların eylemini tanımlar. (s. 120-125)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Küfrün aslı bir şeyi örtmektir. Şer'i anlamda ise Allah'ın birliğini veya peygamberliğini inkar etmek, hakikati gizlemektir. Ayetteki 'keferû' fiili, geçmiş ümmetlerin Allah'ın ayetlerini ve elçilerini bilinçli olarak reddetmelerini vurgular. (s. 709)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Zevk, genellikle tat alma duyusuyla ilgili olsa da, Kur'an'da mecazi olarak bir şeyin sonucunu, özellikle de acı veya kötü bir tecrübeyi yaşamak anlamında kullanılır. Burada, inkarın kötü sonucunu, yani azabı tecrübe etmeyi ifade eder. (c. 1, s. 14)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Zevk, bir şeyin etkisini hissetmek, tecrübe etmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'fe zâkû' ifadesi, inkar edenlerin amellerinin kötü sonucunu, yani vebali ve azabı bizzat yaşadıklarını, bunun acısını tattıklarını belirtir. (c. 1, s. 445)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Vebal, bir şeyin kötü ve ağır sonucu, cezasıdır. Ayetteki 'vebâle emrihim' ifadesi, inkar edenlerin kendi amellerinin, yani inkarlarının kötü ve ağır sonucunu, cezasını tattıklarını gösterir. (s. 556)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Vebal, bir şeyin kötü akıbeti, zararlı sonucu demektir. Bu ayette, inkar edenlerin işledikleri küfür ve isyanın kendilerine geri dönen kötü ve ağır cezasını, yani dünyadaki helak ve ahiretteki azabı ifade eder. (c. 5, s. 209)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Vebal, genellikle olumsuz bir eylemin ardından gelen ağır ve kötü sonuçları ifade eder. Ayetteki 'vebâle emrihim' ifadesi, inkar edenlerin kendi iradeleriyle yaptıkları kötü işlerin, yani küfrün getirdiği kaçınılmaz ve yıkıcı akıbeti vurgular. (s. 540)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azab, bir şeyi tatlılıktan uzaklaştırmak, acı vermek demektir. Kur'an'da ise genellikle Allah'ın günahkarlara verdiği acı veren cezayı ifade eder. Bu ayette, inkar edenlere ahirette verilecek olan şiddetli ve acı verici cezayı belirtir. (s. 543)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Azab, bir şeyi tatlılıktan uzaklaştırmak, acı ve sıkıntı vermek anlamındadır. Ayetteki 'azâbün elîm' ifadesi, inkar edenlere verilecek olan cezanın sadece bir sıkıntı değil, aynı zamanda son derece acı verici ve şiddetli olduğunu vurgular. (s. 614)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Elîm, 'elem' kökünden türemiş olup, acı veren, şiddetli elem anlamına gelir. 'Azâbün elîm' terkibi, azabın niteliğini belirterek, onun sadece bir ceza değil, aynı zamanda son derece acı verici ve dayanılmaz olduğunu ifade eder. (s. 28)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Elem, bedende veya ruhta hissedilen acıdır. 'Elîm' ise bu acıyı veren demektir. Ayetteki 'azâbün elîm' ifadesi, inkar edenlere verilecek olan azabın, hem fiziksel hem de ruhsal olarak derin ve şiddetli bir acı kaynağı olacağını vurgular. (s. 91)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.