Mâ lekum keyfe tahkumûn(e)
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Kalem Suresi'nin 36. ayeti, inkarcıların ahiret inancına ve ilahi adalete dair yanlış yargılarını sorgulayan retorik bir ifadedir. Ayet, onların akıl yürütme biçimlerindeki tutarsızlığı ve haksız hükümlerini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mâ' edatının farklı kullanımlarını ele alırken, burada olduğu gibi inkâr ve şaşkınlık ifade eden istifham (soru) edatı olarak kullanıldığında, muhatabın durumunu yadırgama ve kınama anlamı taşıdığını belirtir. Ayetteki 'mâ leküm' ifadesi, muhatapların içinde bulundukları durumu ve sergiledikleri tavrı garipseme ve reddetme anlamını pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mâ' edatının Kur'an'daki mecazi kullanımlarını incelerken, bu tür ifadelerin (mâ leküm) genellikle bir uyarı, kınama veya hayret ifadesi olarak geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların akıl dışı ve adaletsiz hükümlerine karşı bir şaşkınlık ve itirazı dile getirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'keyfe' edatının nitelik ve durum sormak için kullanıldığını belirtir. Ancak Kur'an'da bazen, bu ayette olduğu gibi, bir durumun yanlışlığını, tuhaflığını veya kabul edilemezliğini vurgulamak için de kullanıldığını ifade eder. Burada, inkarcıların hükmetme şekillerinin akla ve adalete aykırı olduğu vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'keyfe'nin istifham (soru) edatı olarak geldiği yerlerde, bazen inkâr ve taaccüb (şaşkınlık) anlamı taşıdığını açıklar. Kalem 36'daki kullanımı, inkarcıların hükümlerinin mantıksızlığına ve adaletsizliğine yönelik bir hayret ve kınama ifadesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hükm' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi engellemek, mani olmak' olduğunu, buradan da 'bir şeyi sağlamlaştırmak, muhkem kılmak' ve 'bir konuda karar vermek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tahkümûne' fiili, inkarcıların kendi heva ve heveslerine göre, ilahi hakikatlere aykırı bir şekilde hüküm vermelerini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hükmetmek' fiilinin Kur'an'da genellikle adaletle karar vermek veya bir konuda kesin bir yargıya varmak anlamında kullanıldığını belirtir. Ancak bu ayetteki 'tahkümûne' ifadesi, inkarcıların kendi batıl inançlarına dayanarak, müminlerle kendilerini bir tutma gibi haksız ve akıl dışı bir hüküm vermelerini kınamak için kullanılmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hükm' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker ve ilahi hükmün mutlak adalet ve hikmetle ilişkili olduğunu vurgular. Bu ayetteki 'tahkümûne' fiili, insanların ilahi hükmün aksine, kendi sınırlı ve yanılgılı akıllarıyla verdikleri hükümlerin ne kadar tutarsız ve yanlış olduğunu göstermektedir. İnkar edenlerin hükmü, ilahi adaletin reddi anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hükm' kökünün Kur'an'da hem Allah'ın hükmü hem de insanların yargıları bağlamında kullanıldığını belirtir. Kalem 36'daki 'tahkümûne' fiili, inkarcıların ahirette müminlerle aynı muameleyi görecekleri yönündeki yanlış ve haksız yargılarını ifade eder. Bu, onların akıl yürütme biçimlerindeki çarpıklığı ve ilahi adaleti kavrayamayışlarını gösterir.
Kalem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Neniz var? Yani aklınıza ve fikrinize ne oldu? Yahut neyinize, hangi delilinize, kuvvetinize güveniyorsunuz?
Nasıl hükmediyorsunuz?. Suçluları müslümanlardan daha iyi veya ikisini eşit nasıl tutuyorsunuz? Cezayı inkar eden, iyiliği ve kötülüğü bir sayan, suçluyu müslümandan ayıramayan veya daha iyi tutan nasıl hakim olur?