İçeriğe atla
A'râf 176Cüz 9 · Sayfa 173

A'râf Sûresi 176. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Velev şi/nâ lerafa'nâhu bihâ velâkinnehu aḣlede ilâ-l-ardi vettebe'a hevâh(u)(c) femeśeluhu kemeśeli-lkelbi in tahmil ‘aleyhi yelheś ev tetruk-hu yelheś(c) żâlike meśelu-lkavmi-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ(c) faksusi-lkasasa le'allehum yetefekkerûn(e)

Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(176) (Ve lev şi’nâ le refa’nâhu bihâ ve lâkinnehû ahlede ilel ardı vettebea hevâh, fe

meseluhu ke meselil kelb, in tahmil aleyhi yelhes ev tetrukhu yelhes, zâlike meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, faksusîl kasasa leallehum yetefekkerûn.)

“Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hâli o köpeğin hâline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzâtır solur, bıraksan da solur. İşte bu, Âyetlerimizi inkâr eden kavmin misâlidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.” Hevâya tabî olmak bir bakıma aklı küllün yapma dediği şeyi yapmaktır. Necm sûresinin başındaki Âyette belirtildiği üzere “Ven necmi izâ hevâ” (53/1) sözünde “hevâ yıldızı”mızın sönmesi demek bizim “nur-u muhammedî”mizin doğması demektir. Hevâ yıldızı bizi aydınlattığı sürece nûr-u Muhammedîyyeye dönmek mümkün değildir ne zaman ki bu benlik yıldızını söndürürsek o zaman nûr-u muhammedî doğar. Genel olarak insânlar kendi nefslerini yıldız gibi görerek ona tabî olurlar.

Burada belirtilen köpeğin hâlleri terbiye edilmeyen köpeklerin hâlleridir. hayvânlar Cenâb-ı Hakk’ın Hayy esmâsının mâden ve bitkilerden daha kemâlli olarak açığa çıktığı mahâldir. Hayvânlar müstakil olarak hareket edebilmektedirler diğerlerinden en büyük farkı budur. İnsânda da bunun yanı sıra Cenâb-ı Hakk’ın “ve nefahtü” sü (15/29) vardır fakat bu idrâk edilemediğinden hayvânlardan daha aşağı hâllere düşülmüş olunuyor. Kendimizdeki hakîkati idrâk edemediğimiz için o hâle biz kendi kendimizi düşürüyoruz.