Eve emine ehlu-lkurâ en ye/tiyehum be/sunâ duhan vehum yel'abûn(e)
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?
Bu ayet, şehir halklarının Allah'ın azabından gafil oluşlarını ve bu gafletin sonuçlarını sorgulamaktadır. Anahtar kavramlar, güven duygusu, yerleşim yerleri, azap ve eğlence gibi temel dini ve ahlaki temaları dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'emn' kelimesinin kalbin korkudan arınması ve sükûnet bulması olduğunu belirtir. Ayetteki 'e-m-n' fiili, şehir halkının Allah'ın azabından kendilerini güvende hissetmelerini, yani bir tür gaflet ve emniyet yanılgısı içinde olmalarını ifade eder. Bu, ilahi uyarılara karşı duyarsızlığı gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'emn'in korkunun zıttı olduğunu ve kalbin bir şeyin vuku bulmayacağına dair itminanını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, şehir halkının azabın kendilerine gelmeyeceğine dair yanlış bir güven içinde olmalarını, bu durumun da onların gafletini pekiştirdiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'emn' kavramının Kur'an'da hem dünyevi güvenlik hem de ahiretteki kurtuluş bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, şehir halkının ilahi azaba karşı duydukları sahte güveni, yani bir tür 'güvenlik yanılsamasını' ifade eder. Bu, onların ahlaki ve dini sorumluluklarından uzaklaşmalarının bir göstergesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'karye' kelimesinin hem büyük şehirler hem de küçük kasabalar için kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki 'el-kurâ' ifadesi, genel olarak yerleşim yerlerini, yani insanların toplu halde yaşadığı ve genellikle peygamberlerin gönderildiği mekanları ifade eder. Bu, azabın sadece belirli bir yere değil, tüm yerleşim yerlerine gelebileceği uyarısını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'karye' kelimesinin bazen 'ehl-i karye' (köy halkı) anlamında mecazi olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette de 'ehl-ül kurâ' (şehirlerin halkı) ifadesiyle, yerleşim yerlerinin kendisinden ziyade, o yerlerde yaşayan insanların kastedildiği açıktır. Bu, sorumluluğun ve azabın muhatabının insanlar olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'karye' kelimesinin Kur'an'da genellikle ahlaki yozlaşmanın ve ilahi uyarılara karşı direnişin görüldüğü yerleşim birimlerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'el-kurâ' da, azabın hedefi olan, gaflet içindeki toplulukları barındıran yerleşim yerlerini simgeler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'be's' kelimesinin şiddet, sıkıntı ve azap anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'be'sunâ' (bizim azabımız) ifadesi, Allah'tan gelen, kaçınılmaz ve şiddetli bir cezayı ifade eder. Bu, şehir halkının gafletine karşılık gelecek ilahi bir müdahaledir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'be's' kelimesinin Kur'an'da genellikle savaş, şiddet ve ilahi azap bağlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'be'sunâ', Allah'ın kudretinin bir tezahürü olarak, gaflet içindeki topluluklara yönelik yıkıcı bir cezayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'be's' kelimesinin korku, şiddet ve musibet anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'be'sunâ' ifadesi, kuşluk vakti eğlenirken gelen, beklenmedik ve şiddetli bir ilahi cezayı vurgular. Bu, Allah'ın azabının ne zaman ve nasıl geleceğinin belirsizliğini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'la'b' kelimesinin ciddiyetten uzak, faydasız ve boş işlerle meşgul olmayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yel'abûn' ifadesi, şehir halkının azabın geleceği bir zamanda dahi dünya meşgaleleri ve eğlencelerle oyalanmasını, yani gaflet içinde olmalarını vurgular. Bu, onların ilahi uyarılara karşı umursamazlığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'la'b' kelimesinin genellikle faydasız ve geçici dünya işleriyle oyalanmayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yel'abûn' fiili, şehir halkının kuşluk vakti, yani azabın gelme ihtimalinin yüksek olduğu bir anda dahi ciddiyetten uzak bir şekilde eğlenceye dalmalarını, bu durumun da onların gaflet ve sorumsuzluklarını pekiştirdiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'la'b' kavramının Kur'an'da genellikle dünya hayatının geçiciliğini ve aldatıcılığını vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yel'abûn', şehir halkının dünya zevklerine dalıp ahiret sorumluluklarını unutmalarını, bu durumun da onları ilahi azaba karşı savunmasız bıraktığını ifade eder.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(98) (E ve emine ehlul kurâ en ye’tiyehum be’sunâ duhan ve hum yel’abûn.)
“Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azâbımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler?”