Ve ce'ale-lkamera fîhinne nûran ve ce'ale-şşemse sirâcâ(n)
'Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'
Nûh Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Güneş yanan bir kandil gibidir, Ay da onun ışığını nûr gibi yansıtır. Güneş, ilmi İlâhi, ay-Kamer de ilmi İlâhiyi gece karanlığında âleme yansıtmaktadır. Gece olduğunda, yâni kişi kendi nefs-î benliğinde tabiat karanlığına daldığında, ilmi İlâhiyyeyi yansıtma durumunda olan Hakikat-i Muhammediyye’nin zuhur mahalli olan İnsân-ı kâmil’e bakarak o karanlığı aydınlığa çevirmiş olmaktadır.
Güneş ilmi İlâhî, Ay-Kamer de hakikat-i Muham-medî’dir. O nun zuhur mahalli de İnsân-ı Kâmil’dir. Zâhir de böyle olduğu gibi bâtında da böyledir.
Bu mertebe Hakikat-i Muhammediyye’nin Nûhiyyet-necat-“esmâ-i nefsiyye” den kurtulma merte- besi’dir, Bu mertebenin zuhur mahalli ve İnsân-ı Kâmil-i olan, “Nûh neciyyullah” mertebesinden bunlar bildirilmiştir.[27] “ İz- -T-B- ”