Fekutile keyfe kadder(a)
Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
Müddessir Suresi'nin 19. ayeti, inkarcının kötü niyetli ve haksız değerlendirmesini kınayan bir ifade içermektedir. Ayet, özellikle 'ölçüp biçme' eyleminin olumsuz bir bağlamda kullanılmasıyla, bu eylemin ardındaki kasıtlı kötülüğü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'katl' kelimesinin aslen ruhu bedenden ayırmak olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da bazen 'lanetleme, kınama' anlamında da kullanıldığını, bu ayetteki 'fukutile' ifadesinin de 'lanetlendi, kahroldu' manasına geldiğini, yani fiilen öldürülmekten ziyade şiddetli bir beddua olduğunu açıklar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fukutile' ifadesinin mecazi bir kullanım olduğunu ve 'lanetlendi, helak oldu' anlamında geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, inkarcının kötü niyetli düşüncesi nedeniyle Allah tarafından kınanmasını ve bedduayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki beddua ifadelerinin sadece fiziksel bir ölümü değil, aynı zamanda manevi bir yok oluşu, ilahi gazabı ve kınamayı da içerdiğini vurgular. Bu ayetteki 'fukutile' de, inkarcının yanlış değerlendirmesi nedeniyle ilahi kınamaya maruz kalmasını ifade eden güçlü bir retorik araçtır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'keyfe'nin hal sormak için kullanılan bir edat olduğunu, ancak bazen inkâr, taaccüb (şaşırma) ve istihza (alay etme) anlamlarında da kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcının yaptığı değerlendirmenin ne kadar yanlış ve şaşırtıcı olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'keyfe'nin istifham (soru) edatı olmakla birlikte, burada 'taaccüb' (hayret etme) ve 'zemm' (kınama) anlamı taşıdığını ifade eder. Ayette, inkarcının ölçüp biçtiği şeyin akıl almaz derecede kötü ve yanlış olduğunu belirtmek için kullanılmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kadr' kelimesinin bir şeyi belirli bir ölçüye göre tayin etmek, düzenlemek anlamına geldiğini belirtir. 'Kaddere' fiili ise, bir şeyi düşünerek, tartarak bir sonuca varmak demektir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcının Kur'an hakkında kötü niyetli, haksız ve yanlış bir değerlendirme yaptığını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kaddere' fiilinin burada 'düşündü, zihninde tasarladı' anlamında olduğunu açıklar. Ayette, inkarcının Kur'an'ı ve Peygamber'i karalamak için ne gibi sözler söyleyeceğini önceden planladığını ve bu planın ne kadar kötü olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kadr' kökünün Kur'an'da hem olumlu hem de olumsuz bağlamlarda kullanılabildiğini belirtir. Bu ayetteki 'kaddere' fiilinin, inkarcının Kur'an'a karşı kasıtlı bir şekilde olumsuz bir yargı oluşturma çabasını, yani kötü niyetli bir 'ölçüp biçme' eylemini ifade ettiğini açıklar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.