Śumme kutile keyfe kadder(a)
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
Bu ayet, 'öldürüldü' ve 'takdir etti' fiilleri üzerinden, inkarcının kötü niyetli ve haksız bir değerlendirme yaptığını vurgular. Dilbilimsel olarak, fiillerin pasif ve aktif kullanımı, eylemin şiddetini ve failin iradesini öne çıkarır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'قُتِلَ' kelimesinin bu bağlamda 'lanetlendi' veya 'kahrolası' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki pasif formu, Allah tarafından veya genel bir beddua olarak bu kişinin helakini dilemeyi ifade eder, gerçek bir öldürme eylemi değil, şiddetli bir kınamadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'قتل' kökünün asıl anlamının 'canı almak' olduğunu, ancak Kur'an'da bazen mecazi olarak 'lanetlemek, azarlamak' anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'قُتِلَ' ifadesi, inkarcının yaptığı değerlendirmenin ne kadar kötü ve kabul edilemez olduğunu vurgulamak için kullanılan şiddetli bir kınama ifadesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'قتل' fiilinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Ayetteki 'قُتِلَ' ifadesi, bir kişinin yaptığı işin veya söylediği sözün ne kadar kötü olduğunu belirtmek için kullanılan bir beddua ve kınama biçimidir; bu, o kişinin fikrinin veya eyleminin 'öldürülmeye' yani yok edilmeye layık olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'كيف' edatının Kur'an'da sadece soru sormak için değil, aynı zamanda hayret, şaşkınlık ve bazen de kınama ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcının yaptığı ölçüp biçmenin ne kadar akıl dışı ve yanlış olduğunu vurgulayan bir hayret ve kınama ifadesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'كيف' edatının istifham (soru) için geldiği yerlerde bazen inkâr ve taaccüb (şaşkınlık) anlamları taşıdığını açıklar. Ayetteki 'كَيْفَ قَدَّرَ' ifadesi, inkarcının yaptığı değerlendirmenin mantıksızlığını ve tuhaflığını vurgulayan bir şaşkınlık ve eleştiri ifadesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'قدر' kökünün 'bir şeyi ölçmek, miktarını belirlemek, bir şeye güç yetirmek' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'قَدَّرَ' fiili, inkarcının Kur'an hakkında kendi aklına göre bir hüküm vermeye, bir plan yapmaya veya bir değerlendirme yapmaya çalıştığını ifade eder, ancak bu değerlendirme kötü niyetli ve yanlıştır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'تقدير' kelimesinin 'bir şeyi belli bir ölçüye göre belirlemek, takdir etmek, planlamak' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'قَدَّرَ' fiili, inkarcının Kur'an'a karşı ne söyleyeceğini, nasıl bir ithamda bulunacağını 'ölçüp biçtiğini', yani önceden tasarladığını ve planladığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kadr' kökünün Kur'an'daki kullanımlarının genellikle bir şeyi belirli bir ölçüye göre belirleme, takdir etme veya bir plan yapma anlamlarını içerdiğini belirtir. Bu ayetteki 'قَدَّرَ' fiili, inkarcının Kur'an'a karşı düşmanca bir tavırla, ne söyleyeceğini önceden 'hesapladığını' ve 'planladığını' ifade eder, bu da onun kötü niyetini ortaya koyar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.