Ve kunnâ nukeżżibu biyevmi-ddîn(i)
"Ceza gününü de yalanlıyorduk."
"Ceza gününü yalanlardık."
Bu ayet, kıyamet gününe ve hesaplaşmaya olan inançsızlığı ifade eden temel kavramlar etrafında şekillenmektedir. 'Yalanlamak' fiili, 'gün' ve 'ceza' kavramlarıyla birleşerek, ahiret inancının reddini ve bunun sonuçlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kezzebe' fiilinin 'yalanlamak' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle peygamberlerin getirdiği hakikatleri veya ahiret gününü inkâr etmek bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'nukezzibu' ifadesi, ceza gününün varlığını ve gerçekleşeceğini reddetme eylemini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tekzîb'in bazen 'inkâr' anlamında kullanıldığını ve bu ayetteki gibi 'yevmu'd-dîn' ile birlikte geldiğinde, o günün gerçekliğini kabul etmeme, onu yalanlama manasına geldiğini ifade eder. Bu, sadece sözlü bir yalanlama değil, aynı zamanda kalben reddediştir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da peygamberlerin getirdiği mesajlara karşı takınılan olumsuz tavrı ifade ettiğini belirtir. 'Yevmu'd-dîn'i yalanlamak, Allah'ın vaadini ve adaletini inkâr etmek anlamına gelir ve bu, Kur'an'ın temel inanç esaslarından birine karşı çıkıştır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yevm' kelimesinin Kur'an'da bazen bilinen 24 saatlik gün anlamında, bazen de belirli bir olayın gerçekleştiği zaman dilimi, yani 'dönem' veya 'vakit' anlamında kullanıldığını açıklar. 'Yevmu'd-dîn' terkibinde ise bu, kıyamet gününe işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yevm'in genel olarak gündüzü ifade etmekle birlikte, Kur'an'da 'yevmu'l-kıyâme' veya 'yevmu'd-dîn' gibi terkip içinde kullanıldığında, ahiret gününü, hesap ve ceza gününü ifade eden özel bir terim haline geldiğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yevm' kelimesinin Kur'an'daki kullanım çeşitliliğine dikkat çeker. 'Yevmu'd-dîn' terkibinde 'yevm'in, Allah'ın hükmünün ve adaletinin tecelli edeceği, tüm insanların hesaba çekileceği o büyük günü ifade ettiğini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'dîn' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlara geldiğini, ancak 'yevmu'd-dîn' terkibinde 'ceza', 'karşılık' ve 'hesap' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu, amellerin karşılığının verileceği günü ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dîn'in 'ceza', 'mükâfat', 'hesap' ve 'itaat' gibi çeşitli anlamları olduğunu ifade eder. 'Yevmu'd-dîn' terkibinde ise 'ceza günü' veya 'hesap günü' anlamının öne çıktığını, zira o gün herkesin yaptıklarının karşılığını göreceğini açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dîn' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. 'Yevmu'd-dîn' ifadesinde 'dîn'in, Allah'ın mutlak egemenliği altında gerçekleşecek olan nihai yargılama ve karşılık verme eylemini temsil ettiğini, bu bağlamda 'ceza' veya 'hesap' anlamının baskın olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'dîn'in 'ceza' ve 'karşılık' anlamlarının, özellikle 'yevmu'd-dîn' terkibinde belirginleştiğini ifade eder. Bu, insanların dünyadaki amellerine göre karşılıklarını alacakları, adil bir yargılamanın gerçekleşeceği günü vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.