Fe-in kâne lekum keydun fekîdûn(i)
Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!
Bir hileniz varsa beni atlatın.
Mürselât Suresi'nin 39. ayeti, meydan okuyucu bir üslupla, inkarcıların Allah'a karşı kurmaya çalıştıkları düzenin boşluğunu vurgulamaktadır. Ayet, 'keyd' kavramı üzerinden, insan çabasının ilahi kudret karşısındaki acizliğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kâne' fiilinin genellikle bir şeyin varlığını, meydana gelişini veya bir halden başka bir hale geçişini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'فَإِن كَانَ لَكُمْ' ifadesi, 'eğer sizin için bir düzen/hile mevcutsa' anlamında, şartın gerçekleşme ihtimalini vurgular. Burada 'keyd'in varlığına işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kâne'nin Arapçada hem zamanlı (nakıs) hem de zamansız (tâmme) kullanımları olduğunu açıklar. Bu ayetteki kullanımı, 'eğer varsa' anlamında, 'keyd'in varlığını veya oluşunu şart koşar ve inkarcıların böyle bir şeye sahip olup olmadıklarını sorgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'keyd' kelimesinin 'hile, düzen, tuzak kurma' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'كَيْدٌ' ifadesi, inkarcıların Allah'a karşı kurmaya çalıştıkları, ancak sonuçsuz kalacak olan planlarını ve hilelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'keyd'i, bir şeyi gizlice ve kurnazca yapma çabası olarak tanımlar. Hem övgüye değer (iyi bir amaç için) hem de yergiye değer (kötü bir amaç için) olabileceğini belirtir. Bu ayette ise, Allah'a karşı kurulan kötü niyetli bir düzeni ifade eder ve bu düzenin acizliğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'keyd' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, düşmanların veya inkarcıların Allah'a ve peygamberlerine karşı kurdukları hileli planları ifade ettiğini belirtir. Bu ayette de 'keyd', inkarcıların ilahi iradeye karşı koyma çabalarının beyhudeliğini gösteren bir meydan okuma bağlamında kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'keyd' fiilinin bu bağlamda 'karşılık verme, misilleme yapma' anlamında kullanıldığını ima eder. Ayetteki 'فَكِيدُونِ' ifadesi, Allah'ın inkarcılara meydan okumasıdır; 'eğer bir düzeniniz varsa, o düzeni bana karşı kurun' diyerek onların acizliğini ortaya koyar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kâde-yekîdu' fiilinin emir kipinin burada 'meydan okuma' ve 'aciz bırakma' anlamı taşıdığını açıklar. Allah, inkarcılara kendilerine güveniyorlarsa, O'na karşı hilelerini denemelerini emrederek, aslında onların bunu yapamayacaklarını ve çabalarının boşuna olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'keyd' fiilinin bu tür ayetlerdeki kullanımının, ilahi kudretin mutlaklığını ve insan çabasının sınırlılığını gösterdiğini belirtir. 'Fekîdûnî' emri, görünüşte bir izin gibi dursa da, aslında inkarcıların herhangi bir düzeninin Allah'a zarar veremeyeceğini, aksine kendi aleyhlerine döneceğini ima eden retorik bir meydan okumadır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.