İçeriğe atla
Enfâl 16Cüz 9 · Sayfa 178

Enfâl Sûresi 16. Âyet

الأنفال

Sohbete sor

Vemen yuvellihim yevme-iżin duburahu illâ muteharrifen likitâlin ev mutehayyizen ilâ fi-etin fekad bâe biġadabin mina(A)llâhi veme/vâhu cehennem(u)(s) vebi/se-lmasîr(u)

-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

Enfâl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası! (8/16)


Bilindiği gibi mehter takımı iki ileri bir geri çekilir, bu bir savaş taktiğidir. Bir önceki yerini sağlamlaştırır. Ve böylelikle yoluna devam eder. Nefis cihadında hakkı örtülüp gizlenip eski hale dönülürse kişi için en büyük azap olmaktadır.

Aşağıda rüya yorumunda düşman ile olan muharebede kaçmak yerine sırt toprağa yani hikmete ve ilm-i ledüne yaslanarak kuvvet alınmıştır.

Hüdâyî Hazretleri, İstanbul’a gelince -menkıbelere göre- Rûmî Mehmed Paşa civarında ikâmet etmeye başladı. Bu devrede zamanın pâdişahı şöyle bir rüya görmüştü:

“Nemçe kralı ile güreş tutmuş ve kendisi arka üstü yere düşmüş, kral pâdişahın üstünde kalmıştı.” Zâhiren pek acıklı görünen bu rü’yanın yorumunda zamanın ta’bircileri acz izhar etmişlerdi. Bunun üzerine rü’ya ta’bir edilmek üzere yazılıp Şeyh Mahmûd Hüdâyî’ye gönderildi.

HÜDÂYİ HAZRETLERİNİN I. AHMED'İN RÜYASINA YORUMU

Pâdişahın mektubunu getiren elçi, Hz. Hüdâyî’nin hücresine gelip kapıyı çaldığında bizzat Hüdâyî kapıyı açtı ve elçiden mektubu alarak mütalâa etmeden pâdişaha verilmek üzere zarf içinden bir başka mektup verdi. Pâdişah’a takdim edilen bu mektup açılınca rü’yânın şöylece ta’bir ve tefsir edildiği görüldü:

“Cenâb-ı Hakk, insan vücûdunda sırtı, cemâdât arasında da arzı (yeryüzü) en kuvvetli olarak yaratmıştır. İnsanın sırtı ile arzın temas ve ictimâından iki kuvvet cem’ ve hâsıl olur. Binâenaleyh Hz. Pâdişah’ın yere arka üstü temasıyla iki kuvvet birleşmiş oluyor. Bu yüzden a’dâ (düşmanlar)a galebe-i İslâm ve zafer mukarrerdir.” Rü’yânın bu şekilde ta’biri sultanı son derece memnûn etmiş, Hüdâyî’ye bir takım hediye ve ihsanlar göndermişti. Hattâ bilâhare pâdişahın bizzât gelip intisâb ettiği de rivâyet edilir.[41]


فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ {الأنفال/17}

“Felem taktulûhum velâkinna(A)llâhe katelehum vemâ rameyte iz rameyte velâkinna(A)llâhe ramâ veliyubliye-lmu/minine minhu belâen hasenâ(en) inna(A)llâhe semî’un alîm(un)”