Tuskâ min ‘aynin âniye(tin)
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
Bu ayet, cehennem ehlinin ahirette karşılaşacağı azabın bir tasvirini sunmaktadır. Özellikle içeceklerinin niteliği üzerinden azabın şiddeti ve dayanılmazlığı vurgulanmaktadır. 'İçirilmek' ve 'kaynak' kelimeleri, bu azabın kaçınılmazlığını ve kaynağının dehşetini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سقى' (sakā) fiilinin 'birine su vermek, içirmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تُسْقَىٰ' (tusḳā) pasif formu, içirilenlerin kendi iradeleri dışında, zorla bu içeceği alacaklarını ve bu durumun bir azap şekli olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'سقى' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını mecazi ve hakiki anlamda ele alır. Bu ayetteki kullanımı, cehennem ehlinin susuzluklarını gidermek için değil, aksine azaplarını artırmak amacıyla 'içirilme' eyleminin gerçekleştiğini, dolayısıyla mecazi bir azap içirme anlamı taşıdığını ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'içmek' ve 'içirilmek' kavramlarının sadece fiziksel bir eylem olmadığını, aynı zamanda bir kaderi veya sonucu kabullenme, hatta zorla maruz kalma anlamlarını da taşıdığını belirtir. 'تُسْقَىٰ' ifadesi, cehennem ehlinin bu acı içeceği reddetme imkanının olmadığını, bunun ilahi bir hüküm olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'عين' kelimesinin 'pınar, kaynak' anlamında kullanıldığını ve bu ayetteki bağlamda, cehennemdeki azap verici bir sıvının çıktığı yeri ifade ettiğini açıklar. Bu kaynağın niteliği, sonraki kelimeyle (âniyeh) daha da belirginleşir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عين' kelimesinin çok anlamlılığına dikkat çekerken, bu ayetteki kullanımının 'su kaynağı' anlamında olduğunu belirtir. Ancak bu kaynağın sıradan bir su kaynağı olmadığını, aksine azap için özel olarak yaratılmış bir pınar olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'عين' kelimesinin 'bir şeyin aslı, menşei' anlamını da taşıdığını belirtir. Bu bağlamda, cehennemdeki azabın kaynağının, yani 'âniyeh' (kızgın) suyun çıktığı yerin kendisi olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'آنية' kelimesinin 'son derece sıcak, kaynar' anlamına geldiğini ve bu ayetteki 'kaynak' kelimesini niteleyerek, cehennemdeki suyun dayanılmaz derecede yakıcı olduğunu ifade ettiğini belirtir. Bu, azabın fiziksel şiddetini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'أنى' kökünden türeyen 'آنية' kelimesinin 'kaynama noktasına ulaşmış, çok sıcak' anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki kullanımı, cehennemdeki suyun sadece sıcak değil, aynı zamanda 'kaynar' ve 'yakıcı' olduğunu, dolayısıyla içenlere büyük acı vereceğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'آنية' kelimesinin 'vaktini doldurmuş, olgunlaşmış' anlamından hareketle, bu suyun azap için 'hazır hale gelmiş', 'en şiddetli sıcaklığına ulaşmış' olduğunu belirtir. Bu, cehennemdeki azabın tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleşeceğini ifade eder.
A'lâ ve Gâşiye Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Tuskâ min ‘aynin âniye(tin)" Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.(88/5)
Kaynamış bir gözeden kendilerine içirilir.
Mûsâ a.s. kayaya asasını vurduğu zaman 12 gözden su kaynamış ve her bir boy, hangi gözden içeceğini bilmişti. Burada ifade edilen kim hangi derste ise o kaynaktan, gözeden ilmini hayatını almaktaydı.
Ahiret hayatında oranın şartlarına göre kişiye beden elbisesi verilecektir. Yoksa dünya şartlarının bedeni ile kaynar kaynak suyunu içmek bir yana o suyun içine girebilmek ve kalabilmek bile zordur.
Bu kaynamış su kendi “hamiyet” kızgınlıkları sonucu “ilim ve hayatlarını” daha bu dünyadeyken kızgın suya çevirmeleri ve kendilerine bu kaynak içecek olarak sunulmaktadır.
Rahmân sûresinde de bu sıcak sudan bahsedilmektedir.
(55/44)
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ آنٍ {الرحمن/44}
yetufune beyneha ve beyne hamiymin anin beyneha/onun/kendisi arasında ve beyne hamiymin anin/olgunlaşmış hamim/kaynar su arasında tavaf eder/dolaşırlar
O cehennemin arasiyle son derece sıcak bir su arasında dolaşacaklardır “Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.
Cehenneme yeni girilmiş, fakat daha henüz ateşe atılmamışlardır.
Günahkarlara karşılarında cehennemin ateşi ve harareti; buraya gireceksiniz denir ve kaynar sular gösterilip bundan da içeceksiniz denir.
Bunların ikisi arasında gider gelirler fakat fayda elde edemezler.
Diğer yönden kişinin kendi içinde bulunan nefs-i emmare ve tabiat çukurunda yanan ihtiras ateşi ve cehlinden kaynaklanan kaynar suya dönüşen yanlış bilgileri arasında gelir giderler, fakat fayda elde edemezler.
Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında şöyle diyor:
[Dönüp dolaşıyorlar onunla ve cehennem ateşi ile kızgın bir hamîm arasında.” Hamîm: Sıcak su; an: son derece kızgın, demektir. ]