İçeriğe atla
Tevbe 37Cüz 10 · Sayfa 193

Tevbe Sûresi 37. Âyet

التوبة

Sohbete sor

İnnemâ-nnesî-u ziyâdetun fî-lkufr(i)(s) yudallu bihi-lleżîne keferû yuhillûnehu ‘âmen veyuharrimûnehu ‘âmen liyuvâti-û ‘iddete mâ harrama(A)llâhu feyuhillû mâ harrama(A)llâh(u)(c) zuyyine lehum sû-u a'mâlihim(k) va(A)llâhu lâ yehdî-lkavme-lkâfirîn(e)

Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılmak için haram ayı bir yıl helal, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkarcı toplumu doğru yola iletmez.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

İnnemâ-nnesî-u ziyâdetun fî-lkufr(i) yudallu bihi-llzîne keferû yuhillûnehu âmen veyuharrimûnehu âmen liyuvâti-û iddete mâ harrama(A)llâhu feyuhillû mâ harrama(A)llâh(u) zuyyine lehum sû-u a’mâlihim va(A)llâhu lâ yehdî-lkavme-lkâfirîn(e) Haram ayları ertelemek, ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez. (9/37)


Fusûs’ül Hikem de Tehir erteleme hakkında;

Ve onları “nisâ‟” ile isimlendirdi. Ve o, kelimesinde kendisi için tekil olmayan çoğuldur. Ve bundan dolayı Resûl (a.s.) “Dünyânızdan bana üç Ģey sevdirildi; Nisâ‟…” buyurdu. “Mer'e” ya‟nî tekil olarak demedi. Bundan dolayı vücûtta kadınların erkeklerden sonraya bırakılmalarına riâyet etti. Çünkü muhakkak “nüs‟et” te'hîr demektir. Allah Teâlâ “İnnemen nesîu ziyâdetün fîl küfri” (Tevbe, 9/37) ya'nî “Te'hîr, küfürde artıştır” buyurdu. Ve nüs'e ya‟nî veresiye ile satış, te'hîr ile söylemektir. ġimdi bunun için nisâ‟ dedi.

Ya'nî Resûl (a.s.) kadınları "nisâ‟" diye isimlendirdi. Ve "nisâ" kelimesi bir çoğuldur ki, bu kelimeden "bir kadın" ma'nâsı anlaşılmaz, kadınların hepsini kapsar. Bu kapsayıştan dolayı (S.a.v.) Efendimiz: "Sizin dünyânızdan bana üç Ģey sevdirildi: Nisâ‟...“ buyurdu. Nisâ' kelimesi yerine "mer'e" ya‟nî tekil olarak demedi. Bundan dolayı "nisâ"' kelimesini kullanmakla vücûtta kadınların erkeklerden sonraya bırakılmış olduklarını işâreten beyâna riâyet etmiş oldu. Çünkü "nisâ"' keilmesi "nüs'et"ten türemiştir ve "nüs'et" ise "te'hîr ya‟nî sonra- ya bırakmak" ma'nâsına gelir. Nitekim, Allah Teâlâ Hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'de “İnnemen nesîu ziyâdetün fîl küfri” (Tevbe, 9/37) buyurmuştur ki: “Te'hîr, küfürde artıĢtır" demek olur. Ve “nüs'e ile satış” derler ki, satılan ma- lın bedelinin tahsîlinin sonraya bırakılması ma'nâsını ifâde eder. Türkçe'de "veresiye satış" denilir. İşte (S.a.v.) Efendimiz kadınların hepsine kapsam ve vücûtta kadınların erkeklerden sonra oldukları ma'nâsını ifâde ettiği için, ka- dınları "nisâ"' ile söyledi, "mer'e" demedi. Çünkü "nisâ"' kelimesinin ifâde ettiği ma'nâyı "mer'e" ifâde etmez.[38]

Nisa-Nüset bağlantısından yola çıkarsak Nisa nefsi küllün üretkenliğidir. Haram aylarıda ertelemek nefsi emarenin azgınlığını arttırmaktadır. Nefsi küll (Nisa) hükmü yerine bu nefsi emmare istikametinde kullanılmaktadır. Şeytan yani vehim onların bu işlerini kendilerine süslü göstermekte ne iyi yaptın demektedir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)