İçeriğe atla
Tevbe 38Cüz 10 · Sayfa 193

Tevbe Sûresi 38. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû mâ lekum iżâ kîle lekumu-nfirû fî sebîli(A)llâhi-śśâkaltum ilâ-l-ard(i)(c) eradîtum bilhayâti-ddunyâ mine-l-âḣira(ti)(c) femâ metâ'u-lhayâti-ddunyâ fî-l-âḣirati illâ kalîl(un)

Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû mâ lekum izâ kîle lekumu-nfirû fî sebîli(A)llâhi-ssâkaltum ilâ-l-ard(i) eradîtum bilhayâti-ddunyâ mine-l-âhira(ti) femâ metâ’u-lhayâti-ddunyâ fî-l-âhirati illâ kalîl(un) Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. (9/38)


"Nefr" lugat anlamıyla heyecan verici bir emirden dolayı fırlayıp ileri çıkmaktır. Ürküp kaçmak demek olan nüfur da bu kökten gelmektedir. Fakat nüfur yalnızca kaçıp kurtulmak için olumsuz anlamda kullanıldığı halde "nefr" düşmana karşı gaza için fırlayıp çıkmak anlamında kullanılır. Böyle evlerinden çıkıp bir yere toplanan cemaate "nefir", onlardan her birine nefer denilir. Önderin, insanları cihada teşvik etmesine de istinfar adı verilir ki, dilimizde buna "seferberlik emri", Frenkler'de "mobilizasyon" denir. Yani halkı yerinden kaldırıp harekete geçirmek demektir. Söz konusu istinfar, yani seferberlik ilanı ya genel, ya özel anlamda olur. Genel anlamda olanına "nefîr-i âm" denilir ki, bu bizim eski dilimizde de aynen kullanılırdı. "Allah yolunda seferberlik edin!" mutlak ve genel anlamda olduğu için her iki şeklini de kapsamı içine almaktadır. Demek ki, Allah yolunda seferberlik emri verilince şekline göre hemen icabet etmek farzdır. Burada işi ağırdan alanlar bile kınanmıştır, azarlanmıştır. Elbette bu ağırdan alma işi müminlerin hepsinde meydana gelmiş değildir. Fakat bir bütünlük meydana getirmesi gereken bir toplum içinden bazılarının ağırdan alması, bütünün hareketini ağırlaştırıp aksatacağından ve seferberliğin vaktinde tamamlanamayıp ordunun gecikmesine de sebep olacağından, bunun da zararının bütün müslümanlara dokunacağı bilindiğinden hitap şekli böyle irad buyurulmuştur.[39]

Bunun bizi ilgilendiren kısmına bakacak olursak… “Tarikat” yol demektir. Şeriat kurallarına olarak yola devam etmek nefis mücahadesi için yola çıkmaktır. Yani “tarikat” oturma yeri değildir. Sadece belirli zikirler ile ki buda hiçbir şey yapmamaktan güzeldir. Ama içinde tefekkür ve ilim olmazsa bir yere ulaştıramayan hayali bir oluşumundan öteye geçmez. Yakub a.s. İsr-ailoğullarına mensubtu… “İsr” Gece yürüyen ve oğullarıdır. Kardeşi ile olan anlaşmazlık neticesinde ailesi ve kavmini terk etmiş. Yakalanmamak için gece hareket etmiştir. Bir dervişte gece yürüyenlerin oğullarındandır. Yapmış olduğu zikir, tefekkür, ilmi çalışmalar ile bu bâtıni sefere çıkmış olur. Ve hedefine varmak için ilerler.

Ve kendisine yapılan tören neticesinde mürşidi tarafından dört sefer ey derviş nereden, gelir nereye gidersin diye sorulur. Dünyadan gelir, ahirete giderim diye verilen cevap neticesinde mürşide yani akl-ı küll mertebesi anlayışına ulaşmış olduğu tescil edilmiş olur. Ahiret “ahir” yani sonuçta gidelecek varılacak yerdir. Yolda bir durak olan dünya hayatı geçici bir handır. Asl olan durak, ahiret yurdudur.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)