Felâ-ktehame-l'akabe(te)
Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Akabe= Lügat mânâsı. Bâdire, sarp, çıkılması müşkil yokuş. Tehlikeli geçit, dar boğaz.
Yukarıda mânâsı zâhiri itibariyle belirtilen “Akabe” zâhir ve bâtın itibariyle iki halde bulunur. Zâhiri olanı, içinde bulunduğu bir sürü sıkıntıları veya içine düştüğü alışkanlıkları gayret edip aşabileceği halde gafletinden ve aşmak iradesini de göstermediği için. “Aşmadı” isteği ile kendi hali ve o halin tutuklusu oldu. Bu ifade “Aşamadı” olsa idi o zaman bu durumdan kurtulmak için çalışmalar yapmış, ancak bazı sebeplerden dolayı “aşamadı” hükmü olmaktadır. Bu halde olan kişide mes’uliyyetten kurtulmuş olabilir.
Kendi varlığımızdaki “Akabe” leri aşmak için ise “teklifat-ı İlâhiyye-İlâh-î teklifler” olan Hakkın bizler için sınırladığı hayat seyrimizde bazı sıkıntılı hallerin zuhurunda hiç kendimizi zorlamadan olduğumuz yerde kalır isek, bu durumda bizde, “o akabeyi aşmadı.” Hükmü içine girdiğimizden ve kulluk vecibelerimizi yerine getirmemiş olduğumuzdan mes’ul olmuş oluruz. Diğer yönden ise aklımız ve kalbimiz “nefs” perdeleriyle perdelenmiş olduğundan gereken nefs mücadelesini yapmadığımız için “Akabe” perdelerini aşmadı, hükmü ile mes’ul olmuş oluruz.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
(Ve mâ edrâke mel akabeh)