Felyed'u nâdiyeh(u)
Haydi, taraftarlarını çağırsın.
O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.
Alak Suresi'nin 17. ayeti, inkarcının tehditkar tavrına karşılık olarak, kendi çevresini ve destekçilerini çağırması meydan okumasını içermektedir. Ayet, 'çağırmak' ve 'topluluk' kavramları üzerinden, güç ve destek arayışının boşunalığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'دعوة' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi sesle veya sözle kendine doğru çekmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'فَلْيَدْعُ' ifadesi, inkarcının kendi taraftarlarını, destekçilerini yardıma çağırması, onlardan medet umması anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın gücüne karşı kendi gücünü deneme meydan okumasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'دعا' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'çağırmak, yardım istemek' anlamında olduğunu ifade eder. Ayetteki 'فَلْيَدْعُ' ifadesi, mecazi olarak, inkarcının kendi gücüne güvenerek başkalarını yardıma çağırması, ancak bu çağrının sonuçsuz kalacağının ima edilmesi anlamındadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'دعوة' kavramının Kur'an'da hem Allah'a yönelme (dua) hem de insanları bir şeye çağırma (davet) anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'فَلْيَدْعُ' ise, inkarcının kendi 'nâdî'sini, yani çevresini ve destekçilerini, Allah'ın azabına karşı bir güç olarak çağırması, ancak bu çağrının ilahi kudret karşısında anlamsız kalacağı vurgusunu taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'نادي' kelimesinin 'topluluğun bir araya geldiği yer' veya 'topluluğun kendisi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'نَادِيَهُۥ' ifadesi, inkarcının kendi kabilesini, aşiretini veya destekçilerini, yani kendisine arka çıkan insanları çağırması anlamında kullanılmıştır. Bu, onun güvendiği insan topluluğudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'نادي' kelimesinin 'bir araya gelinen yer' ve 'orada bir araya gelen topluluk' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'نَادِيَهُۥ' ifadesi, inkarcının kendi 'meclisini', yani kendisiyle aynı görüşte olan, ona destek veren ve onunla birlikte hareket eden kişileri çağırması emrini içerir. Bu, onun sosyal ve siyasi çevresini temsil eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'نادي' kelimesinin 'topluluğun toplandığı yer' ve 'topluluğun kendisi' olarak iki temel anlamı olduğunu belirtir. Ayetteki 'نَادِيَهُۥ' ifadesi, inkarcının kendi 'kafadarlarını', yani kendisine güç ve destek sağlayacağını düşündüğü insan grubunu çağırması anlamındadır. Bu, onun dünyevi gücüne olan güvenini yansıtır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nâdî' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir topluluğun toplanma yeri veya o topluluğun kendisi olarak geçtiğini ifade eder. Bu ayetteki 'نَادِيَهُۥ' ifadesi, inkarcının kendi 'cemaatini', yani kendisine arka çıkan, onu destekleyen ve onunla birlikte hareket eden kişileri çağırması anlamında kullanılmıştır. Bu, onun kendi çevresinden medet ummasını gösterir.
Namaz Sûreleri (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~96.17~
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ~ ~ ~
(96/17) - Felyed'u nâdiyeh.
(96/17) - Haydi, taraftarlarını çağırsın.
Felyed’u nâdiyeh. Ve onun taraftarları çağrılır mahşer günü. Yâni kötü insânlar kötüyse kötü taraftarları çağrılır, iyiler varsa iyiler birlikte onların taraftarları çağrılır.