Mesnevî-i Şerîf'te el-Mucîb
Mucîb (duâlara cevap veren) ismi Mesnevî şerhinde müstakil bir bahis olarak işlenmez; duâ ve niyâz bahislerinde dolaylı geçer.
Füsûsu'l-Hikem'de el-Mucîb
Füsûs derslerinde de Mucîb müstakil bir fass konusu değildir.
Terzibaba Külliyatında el-Mucîb
Terzibaba'nın sûre derslerinde Mucîb, peygamberlerin kavmini Hakk'a çağırışı bağlamında belirir; Sâlih (a.s.) kavmine "Rabb'inizden mağfiret dileyin, sonra O'na tövbe edin; şüphesiz Rabbim yakındır, duâlara icâbet edicidir" (Hûd, 11/61) der. Mucîb, kulun her niyâzına — bazen istediğiyle, bazen daha hayırlısıyla — karşılık veren isimdir; icâbetin gecikmesi reddediliş değil, hikmet gereği bir te'hîrdir.
Değerlendirme
Mucîb, duânın boşa gitmediğini, her çağrının bir karşılık bulduğunu öğreten isimdir. İcâbet bazen ânında, bazen âhirette, bazen istenenin daha hayırlısıyla gelir. Bu ismi semi (işiten) ve yakın olan ile birlikte düşünmek gerekir.