el-Velî
el-Velî (Veli) (Dost, yardımcı). Üç kaynak Velî ismini "asıl dost ve sahip Hakk'tır" ekseninde birleştirir. Mesnevî onu "mutasarrıf-ı hakîkî" olarak açar: âlemde dilediği gibi tasarruf eden, fakat aldığını dâimâ daha hayırlısıyla veren dost; bu velâyet her devirde sürer. Füsûs, Velî'yi bütün enbiyâ ve evli
el-Velî — Müminlerin Dostu ve Koruyucusu
Mânâ. el-Velî, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "yardım eden, dost ve koruyucu, müminlerin işlerini üzerine alan ve yöneten" demektir. Kelâm âlimleri, bu ismi müminlere özel bir dostluk ve himaye çerçevesinde ele alır. Zeccâc, "Allah iman edenlerin velîsidir" (Bakara 2/257) ayetini yorumlarken, nasıl bir veli çocuğun bakımını üstlenirse, Allah'ın da müminlere dünyada yardım ettiğini ve ahirette mükâfatlarını bizzat vereceğini belirtir. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ise bu yoruma ek olarak, velînin "en yakın, en münasip" anlamındaki "evlâ" mânasına da gelebileceğini söyler; zira müminlerin bütün ümit ve yönelişleri yalnızca Allah'adır.
Etimoloji. İsim, Arapça و-ل-ي (w-l-y) köküne dayanır. Bu kökten gelen vely mastarı "bir şeye çok yakın olmak, yan yana bulunmak"; velâyet (vilâyet) mastarı ise "birinin işini üstlenmek, yardım etmek, sevmek" anlamlarına gelir. Velî kelimesi bu köklerden türeyerek "yardımcı, dost, birinin işini üstlenen" mânasını kazanmıştır. Aynı kökten mevlâ, evliyâ ve tevellî (dost edinmek) gibi kelimeler de türemiştir.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Velî. "Velî" ismi, Kur'an'da yirmiyi aşkın ayette Allah'a nispet edilerek O'nun müminlerin dostu ve koruyucusu olduğu bildirilmektedir. Bu kullanımların bir kısmında "Nasîr" (yardımcı), "Şefî'" ve "Vâkī" (koruyan) gibi isimlerle birlikte yer alarak anlamı pekiştirilir. İsmin çoğul şekli olan "evliyâ" da dokuz ayette bu mahiyette geçer. Ayrıca, aynı kökten gelen "Mevlâ" ismi de pek çok ayette Allah'a izafe edilmiştir. İsim, Tirmizî ve İbn Mâce'nin esmâ-i hüsnâ listelerinde yer alır.
Anlamca yakın isimler. Hafîz, Hasîb, Nasîr, Rahmân, Rezzâk, Vedûd, Vekîl.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Allah'ın velîliği (dostluğu ve himayesi), O'na iman edenlere özel bir lütuftur. Ebü'l-Kāsım ez-Zeccâcî'nin belirttiği gibi, Allah inkârcılara da nimetler verse de "kâfirlerin velîsi" olarak nitelenmez; çünkü onlar bu nimetlere şükürle değil, inkârla karşılık verirler. Bu ismi idrak eden mü'min, Allah'ın dostluğunu kazanmaya çalışır. Fahreddin er-Râzî'ye göre kulun bu isimden alacağı pay, Allah ile olan dostluğunu sürdürmek için O'ndan başka her şeyden yüz çevirmesi ve bütün varlığıyla O'na yönelmesidir. Abdülkerîm el-Kuşeyrî, Allah'ın dost edindiği bir kulun alametlerini "Allah tarafından kötülüklerden korunması ve diğer Hak dostlarının gönlünde sevgiyle yer etmesi" olarak açıklar. Hz. Peygamber'in, "Benim dostum Allah ve sâlih müminlerdir" sözü bu hakikati teyit eder.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Velî" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.
Bilgiler
- tr
- Dost, yardımcı
- esma
- true
- arabic
- domain
- tasavvuf
- esmaNo
- 55